English    Türkçe    فارسی   

4
3200-3209

  • شصت سال از شست او در محنتی ** نه خوشی نه بر طریق سنتی 3200
  • Tam altmış yıldır onun oltasında mihnetler içindesin... ne bir hoşluğum var, ne bir sünnete uyarsın!
  • فاسقی بدبخت نه دنیات خوب ** نه رهیده از وبال و از ذنوب
  • Günahkâr bir bedbahtsın... ne dünyan güzel, ne vebalden, günahtan kurtulmuşsun!
  • نفخ او این عقده‌ها را سخت کرد ** پس طلب کن نفخه‌ی خلاق فرد
  • Dünyanın üfürüğü bu düğümleri pek sıkı düğümledi... sen artık tek yaratıcının üfürüğünü iste!
  • تا نفخت فیه من روحی ترا ** وا رهاند زین و گوید برتر آ
  • İste de “Ben Adem’e ruhumdan üfürdüm” üfürüğü, seni bundan kurtarsın ve yücel desin!
  • جز به نفخ حق نسوزد نفخ سحر ** نفخ قهرست این و آن دم نفح مهر
  • Büyü üfürüğünü Tanrı üfürüğünden başka bir şey bozmaz... bu kahır üfürüğüdür, o lûtuf üfürüğü!
  • رحمت او سابقست از قهر او ** سابقی خواهی برو سابق بجو 3205
  • Tanrının rahmeti kahrından artıktır, ileridir. Sen de ileri olmak istiyorsan yürü, bir ileri gitmiş er ara.
  • تا رسی اندر نفوس زوجت ** کای شه مسحور اینک مخرجت
  • Bu suretle amelleriyle, yahut, hurilerle evlendirilmiş kişilerin mertebesine eriş... ey büyülenmiş padişah işte sana kurtuluş çaresi!
  • با وجود زال ناید انحلال ** در شبیکه و در بر آن پر دلال
  • Dünya kocakarısı senin yanında oldukça ve sen, onun işvelerine kapılıp kaldıkça ne onun ağı, tuzağı çözülür, ne büyü düğümleri.
  • نه بگفتست آن سراج امتان ** این جهان و آن جهان را ضرتان
  • Ümmetlerin ışığı olan peygamber, bu dünya ile öbür dünyaya ortaklar demedi mi?
  • پس وصال این فراق آن بود ** صحت این تن سقام جان بود
  • Şu halde bununla buluşmak ondan ayrılmaktır... bu bedenin sıhhati, canın hastalığıdır.