English    Türkçe    فارسی   

4
3229-3238

  • دور می‌بینی سراب و می‌دوی ** عاشق آن بینش خود می‌شوی
  • Uzaklarda serabı görür ona koşar... görüşüne âşık olur,
  • می‌زنی در خواب با یاران تو لاف ** که منم بینادل و پرده‌شکاف 3230
  • Uykuda arkadaşlarına gönlü gözü açık olan benim, perdeleri deler, her şeyi görürüm ben...
  • نک بدان سو آب دیدم هین شتاب ** تا رویم آنجا و آن باشد سراب
  • İşte bak, şimdi de o tarafta su gördüm... hadi, koşalım, oraya varalım diye atar tutarsın... halbuki o gördüğün seraptır senin.
  • هر قدم زین آب تازی دورتر ** دو دوان سوی سراب با غرر
  • Her adımda bu güzelim sudan biraz daha uzaklaşırsın... koşa, koşa seni aldatan o seraba gûya yaklaşır, fakat hakiki sudan uzak düşersin.
  • عین آن عزمت حجاب این شده ** که به تو پیوسته است و آمده
  • Azmin, bu sana gelmiş, akmış ulaşmış olan hakiki suya tam bir perde!
  • بس کسا عزمی به جایی می‌کند ** از مقامی کان غرض در وی بود
  • Nice kişiler vardır ki ulaşmak istedikleri yerden hareket eder oraya varmak için yola düşerler.
  • دید و لاف خفته می‌ناید به کار ** جز خیالی نیست دست از وی بدار 3235
  • Uyuyan kişinin ne gördüğü şey işe yarar, ne söylediği lâf! Gördüğü şey de söylediği söz de bir hayalden başka bir şey değildir, ondan elini çek.
  • خوابناکی لیک هم بر راه خسپ ** الله الله بر ره الله خسپ
  • Uykun gelmişse yolda uyu... Tanrı hakkı için, ancak Tanrı yolunda yat.
  • تا بود که سالکی بر تو زند ** از خیالات نعاست بر کند
  • Olur ya, belki bir yolcu, rastlar da seni hayallerden, uykudan kurtarır.
  • خفته را گر فکر گردد هم‌چو موی ** او از آن دقت نیابد راه کوی
  • Uyuyan kişinin düşüncesi, kılı kırk yarsa fayda yok... o incelikle yine köy yolunu bulamaz.