English    Türkçe    فارسی   

4
523-532

  • گر نبودی میل و اومید ثمر ** کی نشاندی باغبان بیخ شجر
  • Meyve elde etmeğe bir meyli, meyve vermeğe bir ümidi olmasaydı hiç bahçıvan, ağaç diker miydi?
  • پس به معنی آن شجر از میوه زاد ** گر به صورت از شجر بودش ولاد
  • Şu halde meyve, görünüşte ağaçtan doğmuştur ama hakikatte ağaç, meyveden vücut bulmuştur.
  • مصطفی زین گفت که آدم و انبیا ** خلف من باشند در زیر لوا 525
  • Mustafa, onun için ”Âdem’le bütün peygamberler, benim ardımda ve sancağımın altındadır” dedi.
  • بهر این فرموده است آن ذو فنون ** رمز نحن اخرون السابقون
  • O hünerler sahibi, onun için “Biz, sonda gelen, fakat en ileri giden ve öndölü alanlarız” buyurdu.
  • گر بصورت من ز آدم زاده‌ام ** من به معنی جد جد افتاده‌ام
  • Suret bakımından ben Âdem’den doğmuşum ama hakikatte onun atasının atasıyım ben!
  • کز برای من بدش سجده‌ی ملک ** وز پی من رفت بر هفتم فلک
  • Melekler, bana secde ettiler... Âdem, benim ardımdan yürüdü, yedinci kat göğün üstüne çıktı!
  • پس ز من زایید در معنی پدر ** پس ز میوه زاد در معنی شجر
  • Hakikatte babam, benden doğdu... Ağaç, meyveden vücut buldu.
  • اول فکر آخر آمد در عمل ** خاصه فکری کو بود وصف ازل 530
  • İlk düşünce, iş âleminde son olarak zuhur etti. Hele vasfa mazhar olan düşünce!
  • حاصل اندر یک زمان از آسمان ** می‌رود می‌آید ایدر کاروان
  • Hâsılı bir an içinde gökten nice kervanlar gelmekte, göğe nice kervanlar gitmektedir!
  • نیست بر این کاروان این ره دراز ** کی مفازه زفت آید با مفاز
  • Bu yol, bu kervana uzun gelmez... Ova, üstün gelen kişiye geniş gelir mi hiç?