English    Türkçe    فارسی   

5
1855-1864

  • کرمکی و از قذر آکنده‌ای  ** طمطراقی در جهان افکنده‌ای  1855
  • Sen pisliklerle dopdolu bir kurtcağızsın. Fakat cihana bir gürültü saldın.
  • از منی بودی منی را واگذار  ** ای ایاز آن پوستین را یاد دار 
  • Meniden yaratıldın, benliği bırak. Ey Eyaz, çarığı hatırla.
  • قصه‌ی ایاز و حجره داشتن او جهت چارق و پوستین و گمان آمدن خواجه تاشانس را کی او را در آن حجره دفینه است به سبب محکمی در و گرانی قفل 
  • Eyaz'ın çarık ve postunu koyduğu bir odası vardı. Kapısı sağlam ve kilitli olduğu için kapı yoldaşları, orada bir define var sanırlardı.
  • آن ایاز از زیرکی انگیخته  ** پوستین و چارقش آویخته 
  • Eyaz, pek akıllı, fikirli olduğundan postu ile çarığını bir odaya asmıştı.
  • می‌رود هر روز در حجره‌ی خلا  ** چارقت اینست منگر درعلا 
  • Her gün o boş odaya gider, kendi kendisine Ululanma derdi, işte çağırın şu.
  • شاه را گفتند او را حجره‌ایست  ** اندر آنجا زر و سیم و خمره‌ایست 
  • Padişaha onun bir odası var dediler, oraya biriktirdiği altınları, gümüşleri altın küplerini koymuş.
  • راه می‌ندهد کسی را اندرو  ** بسته می‌دارد همیشه آن در او  1860
  • Kimseyi oraya sokmuyor. Daima kapısını kapalı tutuyor.
  • شاه فرمود ای عجب آن بنده را  ** چیست خود پنهان و پوشیده ز ما 
  • Padişah dedi ki: Tuhaf şey. O kölenin bizden gizlediği nedir ki acaba?
  • پس اشارت کرد میری را که رو  ** نیم‌شب بگشای و اندر حجره شو 
  • Bir beye, Oraya git, gece yarısı kapıyı aç, odaya gir.
  • هر چه یابی مر ترا یغماش کن  ** سر او را بر ندیمان فاش کن 
  • Ne bulursan yağma et, sırrını da kapı yoldaşlarına aç.
  • با چنین اکرام و لطف بی‌عدد  ** از لیمی سیم و زر پنهان کند 
  • Bizden bu kadar ikramlar gördüğü, sayısız lütuflarımıza nail olduğu halde hasisliğinden altın gümüş biriktiriyor ha!