English    Türkçe    فارسی   

5
1861-1870

  • شاه فرمود ای عجب آن بنده را  ** چیست خود پنهان و پوشیده ز ما 
  • Padişah dedi ki: Tuhaf şey. O kölenin bizden gizlediği nedir ki acaba?
  • پس اشارت کرد میری را که رو  ** نیم‌شب بگشای و اندر حجره شو 
  • Bir beye, Oraya git, gece yarısı kapıyı aç, odaya gir.
  • هر چه یابی مر ترا یغماش کن  ** سر او را بر ندیمان فاش کن 
  • Ne bulursan yağma et, sırrını da kapı yoldaşlarına aç.
  • با چنین اکرام و لطف بی‌عدد  ** از لیمی سیم و زر پنهان کند 
  • Bizden bu kadar ikramlar gördüğü, sayısız lütuflarımıza nail olduğu halde hasisliğinden altın gümüş biriktiriyor ha!
  • می‌نماید او وفا و عشق و جوش  ** وانگه او گندم‌نمای جوفروش  1865
  • Vefa gösterme de seviyorum demede, coşup köpürmede. Hey gidi buğday gösterip arpa satan hey!
  • هر که اندر عشق یابد زندگی  ** کفر باشد پیش او جز بندگی 
  • Sevgide dirilik bulana kulluktan başka her şey haramdır, dedi.
  • نیم‌شب آن میر با سی معتمد  ** در گشاد حجره‌ی او رای زد 
  • Gece yarısı o bey, otuz tane güvenilir adamla Eyaz’ın odasını açmaya gitti.
  • مشعله بر کرده چندین پهلوان  ** جانب حجره روانه شادمان 
  • Bunca yiğit meşaleler yakmışlar, sevinerek odaya gidiyorlar.
  • که امر سلطانست بر حجره زنیم  ** هر یکی همیان زر در کش کنیم 
  • Padişahın emri bu. Odayı açacak, altın torbalarını alacağız diyorlardı.
  • آن یکی می‌گفت هی چه جای زر  ** از عقیق و لعل گوی و از گهر  1870
  • Onların birisi hey gidi hey diyordu, altın da nedir? Akik, lâl ve inciden haber ver.