English    Türkçe    فارسی   

5
3025-3034

  • وان پشیمانی که خوردی زان بدی  ** ز اختیار خویش گشتی مهتدی  3025
  • Yaptığın kötülük yüzünden pişman olman da ihtiyarına delâlet eder, demek ki kendi ihtiyarınla pişman oldun, doğru yolu buldun.
  • جمله قران امر و نهیست و وعید  ** امر کردن سنگ مرمر را کی دید 
  • Bütün Kur'an, emirdir, nehiydir, korkutmadır. Mermer taşa kim emir verir, bunu kim görmüştür?
  • هیچ دانا هیچ عاقل این کند  ** با کلوخ و سنگ خشم و کین کند 
  • Akıllı bilgili adam, toprak parçasına, taşa hükmeder mi ?
  • که بگفتم کین چنین کن یا چنان  ** چون نکردید ای موات و عاجزان 
  • Ey ölüler, âcizler, böyle yapın, şöyle edin dedim, neden yapmadınız der mi?
  • عقل کی حکمی کند بر چوب و سنگ  ** عقل کی چنگی زند بر نقش چنگ 
  • Akıl, tahta parçasına taşa hükmeder mi? Akıl sahibi, resme,
  • کای غلام بسته دست اشکسته‌پا  ** نیزه برگیر و بیا سوی وغا  3030
  • Be hey eli bağlı, ayağı kırık yiğit, mızrağı al; da savaşa gel diye el atar, buyruk yürütmeye kalkar mı?
  • خالقی که اختر و گردون کند  ** امر و نهی جاهلانه چون کند 
  • Peki... Yıldızları ve gökyüzünü yaratan Tanrı,, cahilcesine nasıl emir ve nehiyde bulunur?
  • احتمال عجز از حق راندی  ** جاهل و گیج و سفیهش خواندی 
  • Kulda ihtiyar yoktur diye Tanrı'dan güya âciz ihtimalini gidermeye kalkıştın ama onu cahil, ahmak ve aptal yaptın.
  • عجز نبود از قدر ور گر بود  ** جاهلی از عاجزی بدتر بود 
  • Kader yoktur, kul, kendi ihtiyariyle iş yapar demekte hiç olmazsa aciz yoktur, hattâ olsa bile cahillik, acizlikten beterdir.
  • ترک می‌گوید قنق را از کرم  ** بی‌سگ و بی‌دلق آ سوی درم 
  • Türk, kereminden konuğa der ki, kapıma köpeksiz gel, yırtık hırkayla gelme.