English    Türkçe    فارسی   

5
3317-3326

  • گردش سنگ آسیا در اضطراب  ** اشهد آمد بر وجود جوی آب 
  • Değirmen taşının ıstıraplarla dönüşü de,suyun varlığına tanıktır.
  • ای برون از وهم و قال و قیل من  ** خاک بر فرق من و تمثیل من 
  • Ey benim vehnimden,dedikodumdan dışarı olan Tanrı,toprak benim de başıma,getirdiğim örneğin de başına!
  • بنده نشکیبد ز تصویر خوشت  ** هر دمت گوید که جانم مفرشت 
  • Kul,sabredemez,güzel güzel tasvirlerde bulunur.Her an sana,canım,ayaklarının altına yayılmış döşemedir.
  • هم‌چو آن چوپان که می‌گفت ای خدا  ** پیش چوپان و محب خود بیا  3320
  • Hani o çoban gibi.O da yarabbi,seni arayan çobana gel.
  • تا شپش جویم من از پیراهنت  ** چارقت دوزم ببوسم دامنت 
  • Gel de gömleğindeki bitleri ayıklıyayım,kırayım.Çarığımı dikeyim,eteğini öpeyim diyordu ya.
  • کس نبودش در هوا و عشق جفت  ** لیک قاصر بود از تسبیح و گفت 
  • Kimse aşk ve muhabbette ona eş olamazdı,fakat Tanrı'yı tesbih etmeyi,ona söz söylemeyi bilmiyordu.
  • عشق او خرگاه بر گردون زده  ** جان سگ خرگاه آن چوپان شده 
  • Onun aşkı,gökyüzüne çadır kurmuştu.Köpeğe benzeyen can,o çobanın önünde bir köpek kesilmişti.
  • چونک بحر عشق یزدان جوش زد  ** بر دل او زد ترا بر گوش زد 
  • Tanrı aşkının denizi coşunca onun gönlüne vurdu,senin kulağına değdi.
  • حکایت جوحی کی چادر پوشید و در وعظ میان زنان نشست و حرکتی کرد زنی او را بشناخت کی مردست نعره‌ای زد 
  • Cuha'nın çarşaf giyip kadınlar arasına karışarak vaz dinlemesi ve bir harekette bulunması yüzünden kadının birinin onu tanıyıp erkektir diye nara atması.
  • واعظی بد بس گزیده در بیان  ** زیر منبر جمع مردان و زنان  3325
  • Sözü kuvvetli,cerbezesi yerinde bir vazeden vardı.Mimbere çıkmış vaız ediyordu.Kadın,erkek herkes mimberin dibine toplanmıştı.
  • رفت جوحی چادر و روبند ساخت  ** در میان آن زنان شد ناشناخت 
  • Cuha da bir çarşaf giyip yüzünü örttü,kadınlar arasına karıştı.Kimse onu tanımıyordu.