English    Türkçe    فارسی   

5
3332-3341

  • گفت جوحی زود ای خوهر ببین  ** عانه‌ی من گشته باشد این چنین 
  • Cuha,hemen kızkardeş dedi,bak bakalım,benim kasığımın kılı o kadar olmuş mu?
  • بهر خشنودی حق پیش آر دست  ** که آن به مقدار کراهت آمدست 
  • Tanrı rızası için elini uzat da bir yokla. Bakalım,mekruh olacak kadar uzamış mı?
  • دست زن در کرد در شلوار مرد  ** کیر او بر دست زن آسیب کرد 
  • Yanındaki kadın,Cuhanın şalvarına el atar atmaz eline aleti geldi.
  • نعره‌ای زد سخت اندر حال زن  ** گفت واعظ بر دلش زد گفت من  3335
  • Derhal şiddetli bir nara attı.Hoca,sözüm gönlüne tesir etti dedi.
  • گفت نه بر دل نزد بر دست زد  ** وای اگر بر دل زدی ای پر خرد 
  • Cuha dedi ki:Hayır,gönlüne tesir etmedi,eline tesir etti.A akıllı adam,gönlüne tesir etseydi vay haline!
  • بر دل آن ساحران زد اندکی  ** شد عصا و دست ایشان را یکی 
  • O büyücülerin gönlüne birazcık tesir etti de onlarca sopa da bir oldu,el de.
  • گر عصا بستانی از پیری شها  ** بیش رنجد که آن گروه از دست و پا 
  • Padişahım,bir ihtiyarın sopasını alsan o sopa,onun eli ayağı olduğu için pek incinir.
  • نعره‌ی لاضیر بر گردون رسید  ** هین ببر که جان ز جان کندن رهید 
  • Halbuki onlar,elleri,ayakları kesileceği halde "Bize zarar olmaz ki"diye nara attılar,naraları gökyüzüne vardı.Hadi,gel kes dediler,can,can çekişmeden kurtulur.
  • ما بدانستیم ما این تن نه‌ایم  ** از ورای تن به یزدان می‌زییم  3340
  • Biz bildik ki şu tenden ibaret değiliz.Beden olmaksızın da Tanrı ile yaşarız.
  • ای خنک آن را که ذات خود شناخت  ** اندر امن سرمدی قصری بساخت 
  • Ne mutlu o kişiye ki kendi zatını tanıdı,ebedi emniyet sahasında bir köşk kurdu.