English    Türkçe    فارسی   

5
3878-3887

  • چون زند شهوت درین وادی دهل  ** چیست عقل تو فجل ابن الفجل 
  • Şehvet, bu ovada davul dövdü mü akıl dediğin ne oluyor ki a turpoğlu turp:
  • صد خلیفه گشته کمتر از مگس  ** پیش چشم آتشینش آن نفس 
  • Yüzlerce halife, o anda o erin ateşli gözüne bir sinekten aşağı görünür.
  • چون برون انداخت شلوار و نشست  ** در میان پای زن آن زن‌پرست  3880
  • O kadına tapan er şalvarını çıkarıp cariyenin ayak ucuna oturdu.
  • چون ذکر سوی مقر می‌رفت راست  ** رستخیز و غلغل از لشکر بخاست 
  • Aleti, dosdoğru gideceği yere giderken orduda bir gürültü, bir kızılca kıyamettir koptu.
  • برجهید و کون‌برهنه سوی صف  ** ذوالفقاری هم‌چو آتش او به کف 
  • Er sıçradı, götü başı açık bir halde ateş gibi Zülfikar elinde dışarı çıktı.
  • دید شیر نر سیه از نیستان  ** بر زده بر قلب لشکر ناگهان 
  • Birde ne görsün, ormandan kara bir erkek aslan, kendisini ordunun içine kapmış koyvermiş.
  • تازیان چون دیو در جوش آمده  ** هر طویله و خیمه اندر هم زده 
  • Atlar, ürküp köpürmüşler, her çadır ve ahır yeri yıkılmış, herkes birbirine girmiş.
  • شیر نر گنبذ همی‌کرد از لغز  ** در هوا چون موج دریا بیست گز  3885
  • Erkek aslan, ormanın gizli bir yerinden fırlamış, havaya deniz dalgası gibi tam yirmi arşın sıçramıştı.
  • پهلوان مردانه بود و بی‌حذر  ** پیش شیر آمد چو شیر مست نر 
  • Er, pek yiğitti, aldırış bile etmeden sarhoş bir erkek aslan gibi aslanın önünü kesti.
  • زد به شمشیر و سرش را بر شکافت  ** زود سوی خیمه‌ی مه‌رو شتافت 
  • Kılıçla bir vurdu, başını ikiye böldü. Derhal o ay yüzlü dilberin bulunduğu çadıra koştu.