English    Türkçe    فارسی   

5
4198-4207

  • گرچه بشکستند حامت قوم مست  ** آنک مست از تو بود عذریش هست 
  • Sarhoş kavim, kadehini kırdılar ama senden sarhoş olanların özrü vardır.
  • مستی ایشان به اقبال و به مال  ** نه ز باده‌ی تست ای شیرین فعال 
  • Onların sarhoşluğu, ikbal ve malla değildir ey işleri tatlı Tanrı, senin şarabından sarhoş olmuştur onlar.
  • ای شهنشه مست تخصیص توند  ** عفو کن از مست خود ای عفومند  4200
  • 4200, Ey padişahlar padişahı, onlar senin hususiyetinden sarhoş olmuşlardır. Ey af eden Tanrı, kendi sarhoşunu affet.
  • لذت تخصیص تو وقت خطاب  ** آن کند که ناید از صد خم شراب 
  • Hitap ettiğin zaman senin hususiyetinin lezzeti, insanı, öyle bir sarhoş eder ki, yüz küp şarap insanı öyle sarhoş edemez.
  • چونک مستم کرده‌ای حدم مزن  ** شرع مستان را نبیند حد زدن 
  • Mademki beni sarhoş ettin, had vurma bana. Şeriat, sarhoşlara had vurmaz.
  • چون شوم هشیار آنگاهم بزن  ** که نخواهم گشت خود هشیار من 
  • Aklım başıma gelsin de o vakit döv. Zaten ben ayılmayı istemiyorum ki.
  • هرکه از جام تو خورد ای ذوالمنن  ** تا ابد رست از هش و از حد زدن 
  • Ey lütuflar ve ihsanlar sahibi Tanrı, senin şarabını içen, ebedî olarak aklından da kurtuldu gitti, had vurulmasından da.
  • خالدین فی فناء سکرهم  ** من تفانی فی هواکم لم یقم  4205
  • Onlar, sarhoşluklarının verdiği yoklukta ebedi olarak kalırlar. Sizin sevginizde yok olan gayri ayılıp kalkamaz.
  • فضل تو گوید دل ما را که رو  ** ای شده در دوغ عشق ما گرو 
  • İhsanın bize yürü der, yürü ey aşkımızın ayranına kapılmış olan!
  • چون مگس در دوغ ما افتاده‌ای  ** تو نه‌ای مست ای مگس تو باده‌ای 
  • Sinek gibi ayranımıza düşmüşsün.. Sen, sarhoş değilsin ey sinek, şarabın ta kendisisin.