English    Türkçe    فارسی   

6
1552-1561

  • نفخ در وی باقی آمد تا مب  ** نفخ حق نبود چو نفخه‌ی آن قصاب 
  • Allah’nın üfürmesi, ona ebedî olarak kalır. Allahnın üfürmesi kasabın üfürmesine benzemez.
  • فرق بسیارست بین النفختین  ** این همه زینست و آن سر جمله شین 
  • Fakat Allah üfürmesiyle kasap üfürmesi arasında çok fark vardır. Bu, baştan aşağıya kadar lûtuftur, kemaldir, öbürü tamamıyla ayıp ve ar.
  • این حیات از وی برید و شد مضر  ** وان حیات از نفخ حق شد مستمر 
  • Bu dirilik,o üfürmeyle mahvolmuştur; o dirilik, o üfürmeyle gelmiştir, ebedîdir.
  • این دم آن دم نیست کاید آن به شرح  ** هین بر آ زین قعر چه بالای صرح  1555
  • 1555.Bu soluk, o soluk değildir ki söze sığsın, anlatılabilsin. Kendine gel de şu kuyunun dibinden köşkün üstüne çık, yücel!
  • نیستش بر خر نشاندن مجتهد  ** نقش هیزم را کسی بر خر نهد 
  • Bunu eşeğe bindirmenin şeriatta yeri yok. Sopanın resmini eşeğe bindiren var mıdır hiç?
  • بر نشست او نه پشت خر سزد  ** پشت تابوتیش اولیتر سزد 
  • Onu eşeğe değil, tabuta bindirmek daha doğru, daha yerinde.
  • ظلم چه بود وضع غیر موضعش  ** هین مکن در غیر موضع ضایعش 
  • Zulüm nedir? Bir şeyi lâyık olduğu yere koymamak. Sen de onu, ona lâyık olan yerden başka bir yere koyup zâyi etme.
  • گفت صوفی پس روا داری که او  ** سیلیم زد بی‌قصاص و بی‌تسو 
  • Sofi dedi ki: Peki, hiçbir suçum, günahım yokken bana bir sille vurmasını reva görüyor musun?
  • این روا باشد که خر خرسی قلاش  ** صوفیان را صفع اندازد بلاش  1560
  • Demek ki bir değirmen eşeği, hiçbir suçu olmayan sofiye bir sille aşk edebilir ha?
  • گفت قاضی تو چه داری بیش و کم  ** گفت دارم در جهان من شش درم 
  • Kadı, zayıf adama, az çok paran var mı? diye sordu. Adam, dünyada yalnız altı kuruşum var, deyince,