English    Türkçe    فارسی   

6
27-36

  • این عبارت تنگ و قاصر رتبتست  ** ورنه خس را با اخص چه نسبتست 
  • Bu söz dardır, derecesi pek aşağıdır. Yoksa bayağı bir şeyin hasın hası ile ne münasebeti var?
  • زاغ در رز نعره‌ی زاغان زند  ** بلبل از آواز خوش کی کم کند 
  • Kuzgun,üzüm bağında kuzgunca bağırır. Fakat bülbül, bunu duyup sesini azaltır mı?
  • پس خریدارست هر یک را جدا  ** اندرین بازار یفعل ما یشا 
  • Bu “Allah dilediğini yapar” pazarında her ikisi için de ayrı alıcı var.
  • نقل خارستان غذای آتش است  ** بوی گل قوت دماغ سرخوش است  30
  • Dikenliğin gıdası ateştir; sarhoş dimağının gıdası da gül kokusu.
  • گر پلیدی پیش ما رسوا بود  ** خوک و سگ را شکر و حلوا بود 
  • Bir leş, bizce kötüdür, pistir ama domuzla köpeğe şekerdir helvadır.
  • گر پلیدان این پلیدیها کنند  ** آبها بر پاک کردن می‌تنند 
  • Pisler, şu pisliklerini yapa dursunlar, sular da pisleri arıtmaya savaşır.
  • گرچه ماران زهرافشان می‌کنند  ** ورچه تلخان‌مان پریشان می‌کنند 
  • Yılanlar zehir saçar, acılar bizi perişan eder ama,
  • نحلها بر کو و کندو و شجر  ** می‌نهند از شهد انبار شکر 
  • Bal arıları dağlarda, kovanlarda, ağaçlarda baldan şeker ambarları doldurur.
  • زهرها هرچند زهری می‌کنند  ** زود تریاقاتشان بر می‌کنند  35
  • Zehirler, tesirlerini yapıp dururlar ama panzehirler de hemen o tesirleri gideriverir.
  • این جهان جنگست کل چون بنگری  ** ذره با ذره چو دین با کافری 
  • Şu âleme baksan görürsün ki baştanbaşa savaştan ibarettir. Zerre, zerreyle âdeta dinin kâfirlerle savaşması gibi savaşır durur.