English    Türkçe    فارسی   

6
3039-3048

  • داده بودش صنع حق جمعیتی  ** که همی‌زد یک تنه بر امتی 
  • Tanrı kudreti, ona öyle bir ordu vermiş ki tek başına bir ümmete saldırıyor.
  • چشم من چون دید روی آن قباد  ** کثرت اعداد از چشمم فتاد  3040
  • Gözüm, o eri görünce sayı çokluğu gözümden düştü.
  • اختران بسیار و خورشید ار یکیست  ** پیش او بنیاد ایشان مندکیست 
  • Yıldızlar çoksa da güneş birdir ve bütün yıldızlar da onun önünde darmadağın olur, görünmezler.
  • گر هزاران موش پیش آرند سر  ** گربه را نه ترس باشد نه حذر 
  • Binlerce fare baş kaldırsa kedi, ne korkar, ne çekinir.
  • کی به پیش آیند موشان ای فلان  ** نیست جمعیت درون جانشان 
  • Nasıl olur da fareler, toplanıp kedinin karşına çıkarlar? Onlarda böyle bir yürek yoktur ki.
  • هست جمعیت به صورتها فشار  ** جمع معنی خواه هین از کردگار 
  • Topluluk, suret bakımından olursa beyhudedir. Kendine gel de Tanrı’dan mâna topluluğu iste.
  • نیست جمعیت ز بسیاری جسم  ** جسم را بر باد قایم دان چو اسم  3045
  • Topluluk, bedenlerin çokluğundan meydana gelmez. Cismi de isim gibi yel üstünde durur bir şey bil!
  • در دل موش ار بدی جمعیتی  ** جمع گشتی چند موش از حمیتی 
  • Farelerin yüreklerinde topluluk kudreti olsaydı kızarlar, gayrete gelirlerdi de birkaç tanesi bir araya gelir;
  • بر زدندی چون فدایی حمله‌ای  ** خویش را بر گربه‌ی بی‌مهله‌ای 
  • Fedai gibi aman vermeden kediye saldırırdı.
  • آن یکی چشمش بکندی از ضراب  ** وان دگر گوشش دریدی هم به ناب 
  • Bir tanesi gözünü ısırır, oyar, öbürü kulağını dişleyip yırtar,