English    Türkçe    فارسی   

6
310-319

  • رفت در حمام او رنجور جان  ** کون دریده هم‌چو دلق تونیان  310
  • Gitti ama bitkin bir haldeydi. Ardı, külhancıların yırtık peştamalına dönmüştü.
  • آمد از حمام در گردک فسوس  ** پیش او بنشست دختر چون عروس 
  • Zavallı hamamdan dönünce efendinin kızı, gelin gibi odaya geçip oturdu.
  • مادرش آنجا نشسته پاسبان  ** که نباید کو کند روز امتحان 
  • Anası, köle, kızı gündüzün sınamaya kalkmasın diye oracıkta beklemekteydi.
  • ساعتی در وی نظر کرد از عناد  ** آنگهان با هر دو دستش ده بداد 
  • Köle, bir müddet kinle kıza baktı da sonra ellerinin on parmağını da ona doğru sallayıp dedi ki:
  • گفت کس را خود مبادا اتصال  ** با چو تو ناخوش عروس بدفعال 
  • Dilerim kimse seninle buluşmasın, senin gibi kötü ve pis bir geline düşmesin.
  • روز رویت روی خاتونان تر  ** کیر زشتت شب بتر از کیر خر  315
  • Gündüzün yüzün, kadınlar gibi ter-ü taze, geceleyin çirkin aletin, eşek aletinden beter.
  • هم‌چنان جمله نعیم این جهان  ** بس خوشست از دور پیش از امتحان 
  • İşte şu âlemin bütün nimetleri, uzaktan pek hoştur ama yaklaştı mı sınamadan ibarettir.
  • می‌نماید در نظر از دور آب  ** چون روی نزدیک باشد آن سراب 
  • Uzaktan su görünür ,yanına vardın mı görürsün ki serapmış.
  • گنده پیرست او و از بس چاپلوس  ** خویش را جلوه کند چون نو عروس 
  • O kokmuş bir kocakarıdır ama çok cilvelidir, kendisini yeni bir gelin gibi gösterir.
  • هین مشو مغرور آن گلگونه‌اش  ** نوش نیش‌آلوده‌ی او را مچش 
  • Sakın onun yüzündeki boyaya aldanma; aman, onun zehirle karışık şerbetini tatmaya kalkışma.