English    Türkçe    فارسی   

6
3457-3466

  • پس عماد الملک گفتش ای خدیو  ** چون فرشته گردد از میل تو دیو 
  • İmadülmülk dedi ki: Padişahım, gönlünün akışı sana şeytanı melek gibi göstermede.
  • در نظر آنچ آوری گردید نیک  ** بس گش و رعناست این مرکب ولیک 
  • İyice dikkat edersen görürsün: Pek güzel, pek dilber bu at ama,
  • هست ناقص آن سر اندر پیکرش  ** چون سر گاوست گویی آن سرش 
  • Bedenine göre başı kusurlu. Başı adeta öküz başına benziyor.
  • در دل خوارمشه این دم کار کرد  ** اسپ را در منظر شه خوار کرد  3460
  • Bu söz, Harzemşah’ın gönlüne tesir etti. At gözünden düştü.
  • چون غرض دلاله گشت و واصفی  ** از سه گز کرباس یابی یوسفی 
  • Bir alım satımda garaz, vasıta olur, satılan şeyi o överse bir Yusuf’u, üç arşın beze alırsın.
  • چونک هنگام فراق جان شود  ** دیو دلال در ایمان شود 
  • Can verme çağında da şeytan, vasıtalık eder, senden iman incisi alır.
  • پس فروشد ابله ایمان را شتاب  ** اندر آن تنگی به یک ابریق آب 
  • Ahmak derhal o sıkışık zamanda bir ibrik suya imanını satıverir.
  • وان خیالی باشد و ابریق نی  ** قصد آن دلال جز تخریق نی 
  • Halbuki o su ibriği değildir, bir hayalden ibarettir. O vasıtalık eden ibrik, ancak bir hile peşindedir. Bir kötülük yapmak ister.
  • این زمان که تو صحیح و فربهی  ** صدق را بهر خیالی می‌دهی  3465
  • Şimdi sağlam ve semizken bile doğru şeyi bir hayal için verip duruyorsun.
  • می‌فروشی هر زمانی در کان  ** هم‌چو طفلی می‌ستانی گردگان 
  • Çocuk gibi her an madendeki inciyi satıp yerine ceviz almaktasın.