English    Türkçe    فارسی   

6
4301-4310

  • بار آخر گوییش سوزان و چست  ** گرم‌تر صد بار از بار نخست 
  • Son söylediğin sözü, ondan öncekinden daha yanarak, daha çevik bir halde ve ilk söylediğinden yüzlerce daha hararetli olarak söylersin.
  • درد داروی کهن را نو کند  ** درد هر شاخ ملولی خو کند 
  • Dert, eski ilacı yeniler. Dert, her usanmış, bezmiş dalı kırar.
  • کیمیای نو کننده دردهاست  ** کو ملولی آن طرف که درد خاست 
  • Eskileri yenileyen kimya, derttir. Nerede dert varsa orada usanç ne gezer?
  • هین مزن تو از ملولی آه سرد  ** درد جو و درد جو و درد درد 
  • Kendine gel de usançtan soğuk soğuk ah etme. Dert ara, dert ara, dert ara dert!
  • خادع دردند درمان‌های ژاژ  ** ره‌زنند و زرستانان رسم باژ  4305
  • Abes ilaçlar, derde derman aramak için hile düzerler. Yol kesicidirler, baç diye para almaya kalkışırlar.
  • آب شوری نیست در مان عطش  ** وقت خوردن گر نماید سرد و خوش 
  • Acı su, içildiği zaman soğuktur, hoş gelir ama susuzluğu kesmez.
  • لیک خادع گشته و مانع شد ز جست  ** ز آب شیرینی کزو صد سبزه رست 
  • Yalnız bir hiledir düzer, yüzlerce yeşillik bitiren tatlı suyu araştırmaya mani olur.
  • هم‌چنین هر زر قلبی مانعست  ** از شناس زر خوش هرجا که هست 
  • Her kalp altın da tıpkı bunun gibi nerede iyi ve güzel altın varsa onu araştırmaya mani kesilir.
  • پا و پرت را به تزویری برید  ** که مراد تو منم گیر ای مرید 
  • Ey mürit, senin muradın benim, beni al diye hileyle kolunu kanadını keser.
  • گفت دردت چینم او خود درد بود  ** مات بود ار چه به ظاهر برد بود  4310
  • Senin derdini ben çekerim der ama o dert değildir, tortudur. Görünüşte sana tabidir ama hakikatte seni alt eder.