English    Türkçe    فارسی   

6
4579-4588

  • ما رمیت اذ رمیتی فتنه‌ای  ** صد هزاران خرمن اندر حفنه‌ای 
  • "Attığın zaman sen atmadın, Tanrı attı" sözü, bir imtihandır. Yüz binlerce harman, bir avuç buğdaydadır.
  • آفتابی در یکی ذره نهان  ** ناگهان آن ذره بگشاید دهان  4580
  • Bir güneş, bir zerre içinde gizlidir. Derken ansızın o zerre ağzını açar.
  • ذره ذره گردد افلاک و زمین  ** پیش آن خورشید چون جست از کمین 
  • O güneşin huzurunda gizlendiği yerden sıçradı mı göklerde zerre zerre olur, yeryüzü de.
  • این چنین جانی چه درخورد تنست  ** هین بشو ای تن ازین جان هر دو دست 
  • Artık böyle bir can, nasıl olur da bedene lâyık olur? Kendine gel de ey beden, bu candan iki elini de yuğ!
  • ای تن گشته وثاق جان بسست  ** چند تاند بحر درمشکی نشست 
  • Ey cana bucak olan beden, yeter artık! Deniz, bir matraya ne kadar sığabilir ki?
  • ای هزاران جبرئیل اندر بشر  ** ای مسیحان نهان در جوف خر 
  • Ey insandaki binlerce Cebrail! Ey âdi bir kalıpta gizli Mesih'ler!
  • ای هزاران کعبه پنهان در کنیس  ** ای غلط‌انداز عفریت و بلیس  4585
  • Ey kilisede gizli binlerce Kabe! Ey ifriti, iblisi yanıltan, yanlışlara sevkeden!
  • سجده‌گاه لامکانی در مکان  ** مر بلیسان را ز تو ویران دکان 
  • Sen mekân ilinde mekânsızlık secdegâhısın. İblislerin dükkânı senin yüzünden yıkılmıştır.
  • که چرا من خدمت این طین کنم  ** صورتی را نم لقب چون دین کنم 
  • Şeytan, neden ben bu toprağı tapı kılayım? Neden bir surete din adını takayım? dedi.
  • نیست صورت چشم را نیکو به مال  ** تا ببینی شعشعه‌ی نور جلال 
  • Halbuki bu suret değildir, gözünü iyice ov da bak. Bak da ululuk nurunun kalkınmasını gör!
  • باز آمدن به شرح قصه‌ی شاه‌زاده و ملازمت او در حضرت شاه 
  • Şehzadenin, padişah tapısında kalması