English    Türkçe    فارسی   

6
658-667

  • فهم تو چون باده‌ی شیطان بود  ** کی ترا وهم می رحمان بود 
  • Sen, şeytanın içtiği şarabı anlarsan Allah şarabını nereden düşünebileceksin?
  • این دو انبازند مطرب با شراب  ** این بدان و آن بدین آرد شتاب 
  • Çalgıyla şarap... bu ikisi de eşittir. Bu ona koşar, o buna.
  • پر خماران از دم مطرب چرند  ** مطربانشان سوی میخانه برند  660
  • Sarhoşlar, çalgının namesiyle, çalgıcının nefesiyle gıdalanırlar. Çalgıyla çalgıcı da onları meyhaneye çeker götürür.
  • آن سر میدان و این پایان اوست  ** دل شده چون گوی در چوگان اوست 
  • O, meydanın başıdır, bu, sonu. Gönül, onun çevgânında bir top kesilmiştir.
  • در سر آنچ هست گوش آنجا رود  ** در سر ار صفراست آن سودا شود 
  • Akılda ne varsa kulak oraya dikilir. Başta safra varsa yanınca sevda olur.
  • بعد از آن این دو به بیهوشی روند  ** والد و مولود آن‌جا یک شوند 
  • Sonra bu ikisi de kendinden geçer, orada baba da bir olur oğul da.
  • چونک کردند آشتی شادی و درد  ** مطربان را ترک ما بیدار کرد 
  • Neşeyle dert uzlaştı mı türkümüz çalgıcıları uyandırdı.
  • مطرب آغازید بیتی خوابناک  ** که انلنی الکاس یا من لا اراک  665
  • Çalgıcı uyutucu bir şarkı okumaya başladı: Ey yüzünü görmediğim sevgili, bana bir kadeh sun.
  • انت وجهی لا عجب ان لا اراه  ** غایة القرب حجاب الاشتباه 
  • Sen, benim yüzümsün, hakikatimsin, seni görmezsem şaşılmaz. Yakınlığın son derecesi, şüpheye düşme perdesiyle bürünmedir.
  • انت عقلی لا عجب ان لم ارک  ** من وفور الالتباس المشتبک 
  • Sen aklımsın, seni görmezsem şaşılmaz. Karışık şeylerin birbirine girmesinden seni göremezsem şaşılacak şey değildir bu.