English    Türkçe    فارسی   

3
1781-1805

  • درچنان روز و شب بی‌زینهار ** ما به اکرام تویم اومیدوار
  • Öyle bir amansız günde senin ihsanına ümit bağlamışız.
  • دست ما و دامن تست آن زمان ** که نماند هیچ مجرم را امان
  • Hiçbir mücrime aman verilmeyen o gün el bizim, etek senin!
  • گفت پیغامبر که روز رستخیز ** کی گذارم مجرمان را اشک‌ریز
  • Peygamber, “Kıyamet günü suçluları ağlar, inler bir halde nasıl terk ederiz?
  • من شفیع عاصیان باشم بجان ** تا رهانمشان ز اشکنجه‌ی گران
  • Ben o gün canla başla onların suçlarını affettirir, onlara şefaat eder, onları ağır işkencelerden kurtarırım.
  • عاصیان واهل کبایر را بجهد ** وا رهانم از عتاب نقض عهد 1785
  • Suçluları, büyük günahlarda bulunanları çalışıp çabalar, ne yapıp yapıp Allah azabından halâs ederim.
  • صالحان امتم خود فارغ‌اند ** از شفاعتهای من روز گزند
  • Ümmetimin iyileri zaten kurtulurlar, o azap günü benim şefaatime ihtiyaçları olmaz.
  • بلک ایشان را شفاعتها بود ** گفتشان چون حکم نافذ می‌رود
  • Hatta onlar bile suçlulara şefaat ederler, onların bile sözleri geçer, hükümleri yürür.
  • هیچ وازر وزر غیری بر نداشت ** من نیم وازر خدایم بر فراشت
  • Hiç kimse, başkasının suçunu almaz, yükünü yüklenmez… Yüklenmez ama yüklenen ben değilim ki, onların yüklerini alan, onları hafifleten Allah’tır.” dedi.
  • آنک بی وزرست شیخست ای جوان ** در قبول حق چواندر کف کمان
  • Civanım, yükü olmayan şeyhtir. Allah onu eldeki yay gibi eline almış, kabul etmiştir.
  • شیخ کی بود پیر یعنی مو سپید ** معنی این مو بدان ای کژ امید 1790
  • Şeyh kime derler? İhtiyara, yani saçı sakalı ağarmış adama derler. Fakat ey ümitsiz adam, bunun manasını bil.
  • هست آن موی سیه هستی او ** تا ز هستی‌اش نماند تای مو
  • Kara saç, kara sakal, onun varlığıdır. Varlığından tek bir kıl bile kalmamalı.
  • چونک هستی‌اش نماند پیر اوست ** گر سیه‌مو باشد او یا خود دوموست
  • Birisinin varlığı kalmadı mı pir ona derler. İster saçı sakalı siyah olsun, ister kır.
  • هست آن موی سیه وصف بشر ** نیست آن مو موی ریش و موی سر
  • O kara saç, kara sakal, insanlık sıfatıdır. Söylediğimiz kıl, sakal, bıyık kılları söylediğimiz saç baştaki değildir.
  • عیسی اندر مهد بر دارد نفیر ** که جوان ناگشته ما شیخیم و پیر
  • İsa, beşikte “Genç olmadan şeyhsiz, piriz” diye bağırır.
  • گر رهید از بعض اوصاف بشر ** شیخ نبود کهل باشد ای پسر 1795
  • Oğul, insan, insanlık sıfatlarının bir kısmından kurtuldu mu şeyh olmaz, fakat olgun bir adam olur.
  • چون یکی موی سیه کان وصف ماست ** نیست بر وی شیخ و مقبول خداست
  • İnsanlık sıfatlarından bir tek kara kıl bile kalmadı mı şeyh olur, Allah’a makbul bir adam haline gelir.
  • چون بود مویش سپید ار با خودست ** او نه پیرست و نه خاص ایزدست
  • Fakat bir adam yaşlansa da saçı sakalı ağarsa hakikatte ne pirdir, ne Allah hası!
  • ور سر مویی ز وصفش باقیست ** او نه از عرش است او آفاقیست
  • Varlığında insanlık sıfatlarından bir tek kıl bile kalsa mensup olamaz, âlem halkından birisidir o!
  • عذر گفتن شیخ بهر ناگریستن بر فرزندان
  • Şeyh’in, oğullarına ağlamadığına özür getirmesi
  • شیخ گفت او را مپندار ای رفیق ** که ندارم رحم و مهر و دل شفیق
  • Şeyh, kendisine bu sözü söyleyen karısına dedi ki: “Arkadaş, merhametim, şefkatim yok, yüreğim katı sanma,
  • بر همه کفار ما را رحمتست ** گرچه جان جمله کافر نعمتست 1800
  • Biz, kâfirler, Allah’a küfranı nimette bulunmuş olmakla beraber onlara acırız.
  • بر سگانم رحمت و بخشایش است ** که چرا از سنگهاشان مالش است
  • Hatta halk onları taşlıyor diye köpeklere acırız.
  • آن سگی که می‌گزد گویم دعا ** که ازین خو وا رهانش ای خدا
  • Ben beni ısıran köpeğe de dua eder, Yarabbi sen onu bu huydan vazgeçir,
  • این سگان را هم در آن اندیشه دار ** که نباشند از خلایق سنگسار
  • Adamları ısırmasın da halkın taşını, topacını yemesin derim.
  • زان بیاورد اولیا را بر زمین ** تا کندشان رحمة للعالمین
  • Allah, velileri âlemlere rahmet olmak üzere yeryüzüne getirmiştir.
  • خلق را خواند سوی درگاه خاص ** حق را خواند که وافر کن خلاص 1805
  • Onlar, halkı Allah’ın haremine davet ederler, Hakk’a da “Yarabbi bunları sen kurtar” diye dua ederler.