English    Türkçe    فارسی   

2
1783-1792

  • Musa nihayet onu bulup gördü. Dedi ki: “Müjdemi ver! Allah’tan izin geldi.
  • عاقبت دریافت او را و بدید ** گفت مژده ده که دستوری رسید
  • Hiçbir sebep ve tertip yolu arama; daralan gönlün ne isterse onu söyle!
  • هیچ آدابی و ترتیبی مجو ** هر چه می‏خواهد دل تنگت بگو
  • Senin küfrün, din, dinin can nuru. Sen emniyete erişmişsin; bütün bir cihan da senin yüzünden amanda. 1785
  • کفر تو دین است و دینت نور جان ** ایمنی و ز تو جهانی در امان‏
  • Ey “Allah dilediğini yapar” sırrına erişip o sırla her şeyden affedilmiş olan kişi; pervasızca yürü, dilini aç!
  • ای معاف یفعل الله ما یشاء ** بی‏محابا رو زبان را بر گشا
  • Çoban “ Ey Musa, ben o halde, o sözden geçtim. Şimdi kendi gönlümün kanına bulandım.
  • گفت ای موسی از آن بگذشته‏ام ** من کنون در خون دل آغشته‏ام‏
  • Ben Sidret-ül Müntehâ’dan da aşmış, oradan bile yüz binlerce yıl öte gitmişim.
  • من ز سدره‏ی منتهی بگذشته‏ام ** صد هزاران ساله ز آن سو رفته‏ام‏
  • Sen bir kamçı vurdun, atım şahlanıp sıçradı, kâinatı aştı.
  • تازیانه بر زدی اسبم بگشت ** گنبدی کرد و ز گردون بر گذشت‏
  • Nâsutumuzun mahremi Lâhut’u olsun artık. Aferin eline koluna! 1790
  • محرم ناسوت ما لاهوت باد ** آفرین بر دست و بر بازوت باد
  • Şimdi benim halim, söze sığmaz. Zaten bu söylediğim de benim ahvalim değil.
  • حال من اکنون برون از گفتن است ** این چه می‏گویم نه احوال من است‏
  • Ayna da bir suret görürsün ya. Fakat o senin suretindir, aynanın değil.
  • نقش می‏بینی که در آیینه‏ای است ** نقش تست آن نقش آن آیینه نیست‏