English    Türkçe    فارسی   

2
3328-3337

  • Meleklerin canı da bizim canımızdan üstün. Çünkü onlarda Hissi Müşterek yoktur.
  • پس فزون از جان ما جان ملک ** کاو منزه شد ز حس مشترک‏
  • Ehil olanların canlarıysa meleklerin canlarından üstündür, şaşkınlığı bırak!
  • و ز ملک جان خداوندان دل ** باشد افزون تو تحیر را بهل‏
  • Melekler, Âdeme secde ettiler; çünkü onun canı, meleklerinkinden üstündür. 3330
  • ز آن سبب آدم بود مسجودشان ** جان او افزون‏تر است از بودشان‏
  • Üstün olmasaydı secde ederler miydi? Üstün olanın daha aşağı mertebede bulunana secde etmesini emretmek doğru bir şey değil değildir, yaraşmaz.
  • ور نه بهتر را سجود دون‏تری ** امر کردن هیچ نبود در خوری‏
  • Allah’ın adaleti, Allah’ın lütfu bir gülün dikenine secde etmesini hoş görür mü?
  • کی پسندد عدل و لطف کردگار ** که گلی سجده کند در پیش خار
  • Bir can, oldu da son mertebeyi de aştı mı artık her şeyin canı, ona mûti olur;
  • جان چو افزون شد گذشت از انتها ** شد مطیعش جان جمله‏ی چیزها
  • Kuş, balık, in, cin, insan, hepsi ona itaat eder. Çünkü o üstündür, öbürleri noksan.
  • مرغ و ماهی و پری و آدمی ** ز انکه او بیش است و ایشان در کمی‏
  • Balıklar, hırkasını diksin diye ona iğne getirirler. Bu, ipliğin iğneye tâbi olmasına benzer. 3335
  • ماهیان سوزنگر دلقش شوند ** سوزنان را رشته‏ها تابع بوند
  • -Allah rahmet etsin- İbrahim Ethem hikâyesinin sonu
  • بقیه‏ی قصه‏ی ابراهیم ادهم بر لب آن دریا
  • O emîr, balıkların İbrahim Ethem’in emrini yerine getirdiklerini, balıkların ağızlarında iğneyle sudan baş çıkardıklarını görünce vecde geldi.
  • چون نفاذ امر شیخ آن میر دید ** ز آمد ماهی شدش و جدی پدید
  • Bir ah çekip “Balık bile pîri tanıyor. Yuh olsun o tapudan sürülen tene!
  • گفت اه ماهی ز پیران آگه است ** شه تنی را کاو لعین درگه است‏