English    Türkçe    فارسی   

2
3339-3348

  • Secde ederek ağlaya ,ağlaya perişan bir halde yola düzüldü; bu kerametin aşkından divaneye döndü.!
  • سجده کرد و رفت گریان و خراب ** گشت دیوانه ز عشق فتح باب‏
  • Hey yüzünü yıkamamış pis herif, neredesin sen? Kiminle kavgaya girişiyor, kime haset ediyorsun?! 3340
  • پس تو ای ناشسته رو در چیستی ** در نزاع و در حسد با کیستی‏
  • Sen aslanın kuyruğuyla oynamakla, meleklere saldırmaktasın.
  • با دم شیری تو بازی می‏کنی ** بر ملایک ترک تازی می‏کنی‏
  • Hayırdan ibaret olana neden kötü söylüyorsun. Kendine gel, o alçalışı yücelme sayma.
  • بد چه می‏گویی تو خیر محض را ** هین ترفع کم شمر آن خفض را
  • Kötü nedir? Aşağılık ve muhtaç bakır, Şeyh kimdir? Ucu, sonu olmayan kimya!
  • بد چه باشد مس محتاج مهان ** شیخ که بود کیمیای بی‏کران‏
  • Bakır, kimya yüzünden altın olmak kabiliyetinde değilse kimya, bakır yüzünden bakırlaşmaz ya!
  • مس اگر از کیمیا قابل نبد ** کیمیا از مس هرگز مس نشد
  • Kötü nedir? İşi ateş gibi serkeş kişi, şeyh kimdir? Ezel denizinin ta kendisi. 3345
  • بد چه باشد سرکشی آتش عمل ** شیخ که بود عین دریای ازل‏
  • Ateşi daima su ile korkuturlar. Fakat suyu hiç ateşle korkutabilirler mi?
  • دایم آتش را بترسانند از آب ** آب کی ترسید هرگز ز التهاب‏
  • Sen ayın yüzünde ayıp noksan buluyor, cennette diken topluyorsun.
  • در رخ مه عیب بینی می‏کنی ** در بهشتی خارچینی می‏کنی‏
  • Ey diken arayan, cennete gitsen bile orada senden başka bir diken göremezsin.
  • گر بهشت اندر روی تو خار جو ** هیچ خار آن جا نیابی غیر تو