English    Türkçe    فارسی   

3
2058-2067

  • Kendi kendime beni nasıl tanıdılar? Bundan önce beni görmemişlerdi dedim.
  • گفتم آخر چون مرا بشناختند ** پیش ازین بر من نظر ننداختند
  • Hatırımdan geçeni hemencecik anlayıp birbirlerine baktılar.
  • از ضمیر من بدانستند زود ** یکدگر را بنگریدند از فرود
  • Gülerek “Ey aziz, bu sır, şimdi sana gizli mi ki? 2060
  • پاسخم دادند خندان کای عزیز ** این بپوشیدست اکنون بر تو نیز
  • Allah’a ulaşıp hayrete varan bir gönle solun, sağın sırları gizli kalabilir mi?” dediler.
  • بر دلی کو در تحیر با خداست ** کی شود پوشیده راز چپ و راست
  • Yine kendi kendime bunlar hakikatlere ermişler, hakikatler âlemine ulaşmışlar, âlâ… Fakat bu surete ait ismi, bu surete ait harfi nasıl biliyorlar, dedim.
  • گفتم ار سوی حقایق بشکفند ** چون ز اسم حرف رسمی واقفند
  • İçlerinden biri “Velî, bir adı bilmezse bil ki bu istiğraktan ileri gelen bir şeydir, cahillikten değil” dedi.
  • گفت اگر اسمی شود غیب از ولی ** آن ز استغراق دان نه از جاهلی
  • Ondan sonra bana “Ey temiz dost, biz namazda sana uymak istiyoruz” dediler.
  • بعد از آن گفتند ما را آرزوست ** اقتدا کردن به تو ای پاک دوست
  • Peki dedim, fakat bir an müsaade edin zamanın devrine ait müşküllerim var. 2065
  • گفتم آری لیک یک ساعت که من ** مشکلاتی دارم از دور زمن
  • Temiz sohbetinizle o müşküller hal olsun. Topraktan üzüm bile sohbetle biter.
  • تا شود آن حل به صحبتهای پاک ** که به صحبت روید انگوری ز خاک
  • İçi dolu olan tane kara toprağa ulaşır, toprakta halvet eder, toprakta sohbet eder,
  • دانه‌ی پرمغز با خاک دژم ** خلوتی و صحبتی کرد از کرم