English    Türkçe    فارسی   

3
685-694

  • Bundan bir geniş kaftan yap der. Bu sınamayla yersiz dâvaya kalkışanın başında iki boynuzdur peyda olur, öküzlüğü anlaşılıverir. 685
  • که ببر این را بغلطاق فراخ ** ز امتحان پیدا شود او را دو شاخ
  • Eğer kötüleri sınama olmasaydı her puşt, savaşta Rüstem kesilirdi!
  • گر نبودی امتحان هر بدی ** هر مخنث در وغا رستم بدی
  • Farz et ki puşt zırh giymiş, kaç para eder? Savaşa girişip sıkışınca esir olacak değil mi?
  • خود مخنث را زره پوشیده گیر ** چون ببیند زخم گردد چون اسیر
  • Allah sarhoşu, kasırgadan ayrılır mı hiç? O, sur üfürülünceye kadar kendine gelmez.
  • مست حق هشیار چون شد از دبور ** مست حق ناید به خود تا نفخ صور
  • Allah şarabı doğrudur, doğru… Yalanı yok. Sense şarap değil, ayran içmişsin, ayran içmişsin, ayran içmişsin!
  • باده‌ی حق راست باشد بی دروغ ** دوغ خوردی دوغ خوردی دوغ دوغ
  • Kendini Cüneyd ve Bayezid gösteriyorsun. Yürü be… Ben, baltayı kilitten fark edemem ki diyorsun ama. 690
  • ساختی خود را جنید و بایزید ** رو که نشناسم تبر را از کلید
  • A düzenbaz, kötülüğü tembelliği, kızgınlığı ve ihtirası bu sersemlikle nasıl gizleyebileceksin?
  • بدرگی و منبلی و حرص و آز ** چون کنی پنهان بشید ای مکرساز
  • Kendini Mansur-ı Hallâc göstermede, dostların pamuğuna ateş urmadasın.
  • خویش را منصور حلاجی کنی ** آتشی در پنبه‌ی یاران زنی
  • Ben Ömer’i Ebuleheb’den ayırt edemem de gece yarısı eşek sıpasının yellenmesini tanırım diyorsun ha!
  • که بنشناسم عمر از بولهب ** باد کره‌ی خود شناسم نیمشب
  • Senin gibi eşeğin bu sözüne inanan da kendisini, hatırım için kör ve sağır eden bir eşektir.
  • ای خری کین از تو خر باور کند ** خویش را بهر تو کور و کر کند