English    Türkçe    فارسی   

4
3048-3057

  • Yağlanmamış, eskimemiş ayranın varsa dövüp yağını çıkarmadıkça sakın harcama!
  • دوغ روغن ناگرفتست و کهن ** تا بنگزینی بنه خرجش مکن
  • Hemen onu bilgiyle elden ele alarak döndüre dur da gizlendiğini meydana çıkarsın.
  • هین بگردانش به دانش دست دست ** تا نماید آنچ پنهان کرده است
  • Çünkü bu fâni olan şey, bakînin delilidir... nitekim sarhoşların yalvarmaları da sâkiye delildir! 3050
  • زآنک این فانی دلیل باقیست ** لابه‌ی مستان دلیل ساقیست
  • Buna dair başka bir misâl
  • مثال دیگر هم درین معنی
  • Bayraklardaki aslanların hareketi, gizli bir yelin varlığından haber verir.
  • هست بازیهای آن شیر علم ** مخبری از بادهای مکتتم
  • Yeller esmeseydi ölü aslan havada nasıl olur da hareket ederdi?
  • گر نبودی جنبش آن بادها ** شیر مرده کی بجستی در هوا
  • Aslanın hareketlerinden rüzgârın sabah yeli, yahut cenup rüzgârı olduğunu anlarsın... bu hareket, o gizli rüzgârı anlatır.
  • زان شناسی باد را گر آن صباست ** یا دبورست این بیان آن خفاست
  • Şu beden de bayraktaki aslana benzer... düşünce onu her an oynatır durur!
  • این بدن مانند آن شیر علم ** فکر می‌جنباند او را دم به دم
  • Doğudan gelen düşünce sabah yelidir... batıdan gelen ufunetli cenup yeli! 3055
  • فکر کان از مشرق آید آن صباست ** وآنک از مغرب دبور با وباست
  • Bu düşünce yelinin doğuşu, başka doğudur... bu düşünce yelinin batısı, o yandadır!
  • مشرق این باد فکرت دیگرست ** مغرب این باد فکرت زان سرست
  • Ay cansızdır, doğusu da cansız... fakat gönlün doğusu canlar canının canıdır!
  • مه جمادست و بود شرقش جماد ** جان جان جان بود شرق فاد