English    Türkçe    فارسی   

4
3383-3392

  • Hani az akıllı adam gibi... o da aklının kıtlığından günahından tövbe eder... her an da tövbesini bozar.
  • هم‌چو کم عقلی که از عقل تباه ** بشکند توبه بهر دم در گناه
  • O tövbe bozan reyindeki, azmindeki gevşekliğinin yüzünden zamanede İblise maskara olur.
  • مسخره‌ی ابلیس گردد در زمن ** از ضعیفی رای آن توبه‌شکن
  • Her an yükü ağır olan ve taşlık yolda gitmeye savaşan topal beygir gibi tepesi üstüne düşer. 3385
  • در سر آید هر زمان چون اسپ لنگ ** که بود بارش گران و راه سنگ
  • O ters huylu, tövbesini bozduğu için kafasına gaybtan tokatlar yer durur.
  • می‌خورد از غیب بر سر زخم او ** از شکست توبه آن ادبارخو
  • Sonra tekrar gevşek azmiyle tövbe eder... fakat Şeytan “Ne yaptın?” der demez tövbesini bozar.
  • باز توبه می‌کند با رای سست ** دیو یک تف کرد و توبه‌ش را سکست
  • Pek zayıftır... fakat kendisini öyle ulu görür, öyle kibirlenir ki Tanrıya ulaşanlara bile hor bakar!
  • ضعف اندر ضعف و کبرش آنچنان ** که به خواری بنگرد در واصلان
  • Ey deve, sense mümine benzersin; yüz üstü az düşer, burnunu az vurursun!
  • ای شتر که تو مثال مومنی ** کم فتی در رو و کم بینی زنی
  • Sende ne var ki afete uğramıyorsun... sürçmüyor, yüz üstü az düşüyorsun? 3390
  • تو چه داری که چنین بی‌آفتی ** بی‌عثاری و کم اندر رو فتی
  • Deve dedi ki: “Her kutluluk Tanrıdandır ama benimle senin aranda çok fark var!
  • گفت گر چه هر سعادت از خداست ** در میان ما و تو بس فرقهاست
  • Benim başım yüce, iki gözüm yücelerini görüyor... yüce görüş sahibini zarardan korur.
  • سر بلندم من دو چشم من بلند ** بینش عالی امانست از گزند