English    Türkçe    فارسی   

5
2689-2698

  • Şeyh, ben dedi, kendimi göstermeye gelmedim, ancak horluğa ve dilenciliğe geldim.
  • گفت من از خودنمایی نامدم  ** جز به خواری و گدایی نامدم 
  • Dedikoduda bulunmaya niyetim bile yok. Elimde zembil kapı kapı gezeceğim. 2690
  • نیستم در عزم قال و قیل من  ** در به در گردم به کف زنبیل من 
  • Buyruk kuluyum, buyruk da Tanrı'dan. Ben dilencilik edeceğim, dilencilik edeceğim, dilencilik!
  • بنده فرمانم که امرست از خدا  ** که گدا باشم گدا باشم گدا 
  • Dilenirken de duyulmamış sözler söyleyecek değilim. Dilencilerin aşağılık yolundan başka bir yol yordam tutmayacağım.
  • در گدایی لفظ نادر ناورم  ** جز طریق خس گدایان نسپرم 
  • Bu suretle tamamiyle alçaklığa dalayım da ileri gelenlerden de, halktan da kötü sözler duyayım.
  • تا شوم غرقه‌ی مذلت من تمام  ** تا سقطها بشنوم از خاص و عام 
  • Tanrı buyruğu candır, ben ona tabiim. O, tamah hakkında "Tamah eden alçalır" buyurdu.
  • امر حق جانست و من آن را تبع  ** او طمع فرمود ذل من طمع 
  • Mademki din sultanı, benden tamahkârlık istiyor, bundan böyle kanaatin başına toprak! 2695
  • چون طمع خواهد ز من سلطان دین  ** خاک بر فرق قناعت بعد ازین 
  • O alçalmamı istiyor, ben nasıl yüceliğe savaşırım? O, dilenci olmamı diliyor, ben nasıl beylik ederim?
  • او مذلت خواست کی عزت تنم  ** او گدایی خواست کی میری کنم 
  • Bundan böyle benden yalnız dilencilik ve alçak iste. Dağarcığımda yirmi tane Abbas var benim.
  • بعد ازین کد و مذلت جان من  ** بیست عباس‌اند در انبان من 
  • Şeyh, eline zembili almış, sokak sokak, kapı kapı dolaşıyor. Ağam Tanrı için bir şey ver, Hak bu hususta sana tevfik verdi mi ki? diyordu.
  • شیخ بر می‌گشت زنبیلی به دست  ** شیء لله خواجه توفیقیت هست