English    Türkçe    فارسی   

6
4373-4382

  • Dünyada bu çeşit nice aksi şeyler vardır. Adam, onu zehir sanır, halbuki balın ta kendisidir.
  • چند در عالم بود برعکس این  ** زهر پندارد بود آن انگبین 
  • Nice ordular, ölümlerine kaani olurlar, halbuki aydınlıklara ererler, zafer elde ederler.
  • بس سپه بنهاده دل بر مرگ خویش  ** روشنیها و ظفر آید به پیش 
  • Kabe'yi aşağılamak, diriyi ölü gibi yere yıkmak için Ebrehe de fille geldi. 4375
  • ابرهه با پیل بهر ذل بیت  ** آمده تا افکند حی را چو میت 
  • Kabe'yi yıkmak, herkesi oradan döndürmek istedi.
  • تا حریم کعبه را ویران کند  ** جمله را زان جای سرگردان کند 
  • Bütün ziyaretçilerin, onun yanma toplanmasını, emrine uymasını, yaptığı kâbeyi kıble edinmesini diledi.
  • تا همه زوار گرد او تنند  ** کعبه‌ی او را همه قبله کنند 
  • Neden benim kâbemi ateşlediler diye Araplardan öcalmak niyetine düştü.
  • وز عرب کینه کشد اندر گزند  ** که چرا در کعبه‌ام آتش زنند 
  • Onun bu savaşı, Kabe'nin yücelmesine, o Tanrı evinin daha ziyade şereflenmesine sebeboldu.
  • عین سعیش عزت کعبه شده  ** موجب اعزاز آن بیت آمده 
  • Mekkelilerin yüceliği birdir, yüz oldu. Kıyamete dek de yücelikleri yürüdü gitti. 4380
  • مکیان را عز یکی بد صد شده  ** تا قیامت عزشان ممتد شده 
  • Halbuki Ebrehe de, kâbesi de daha ziyade yerin dibine girdi. Bu nedendir? Kaza ve kederin inayetlerinden.
  • او و کعبه‌ی او شده مخسوف‌تر  ** از چیست این از عنایات قدر 
  • Yırtıcı bir hayvana benzeyen Ebrehe'nin getirdiği mal ve mülkten de Arap yoksulları, zengin oldular.
  • از جهاز ابرهه هم‌چون دده  ** آن فقیران عرب توانگر شده