English    Türkçe    فارسی   

6
578-587

  • O, güneş gibi ne uyumakta, ne bir şey yemekte. Ruhları da uyutmamakta,ruhlara da bir şey yedirmemekte.
  • او ندارد خواب و خور چون آفتاب  ** روحها را می‌کند بی‌خورد و خواب 
  • Gel demekte, ya ben ol, ya benim huyumla huylan da sana tecelli edeyim, yüzümü gör.
  • که بیا من باش یا هم‌خوی من  ** تا ببینی در تجلی روی من 
  • Görmediysen neden böyle çıldırdın... Topraktan neden dirilmeyi istiyorsun? 580
  • ور ندیدی چون چنین شیدا شدی  ** خاک بودی طالب احیا شدی 
  • Mekânsızlık mekânından sana ot vermeseydi can gözün, o tarafa dikilir kalır mıydı hiç?
  • گر ز بی‌سویت ندادست او علف  ** چشم جانت چون بماندست آن طرف 
  • Kedi, delikten rızıklanır da onun için delik başında bekler durur.
  • گربه بر سوراخ زان شد معتکف  ** که از آن سوراخ او شد معتلف 
  • Başka bir kedi de damlarda gezinir.Çünkü kuş avlar, onunla rızıklanır.
  • گربه‌ی دیگر همی‌گردد به بام  ** کز شکار مرغ یابید او طعام 
  • Birisi çulhacılığı kıble edinmiştir, öbürü kaftan parası için padişaha bekçilik yapar.
  • آن یکی را قبله شد جولاهگی  ** وآن یکی حارس برای جامگی 
  • Bir başkası da işsiz güçsüzdür, yüzünü mekânsızlık yurduna tutmuştur. Çünkü onun can gıdasını da oradan sen vermedesin. 585
  • وان یکی بی‌کار و رو در لامکان  ** که از آن سو دادیش تو قوت جان 
  • İradesini Allah’ya verenin işi iştir. O, Allah işi için her işten kesilmiştir.
  • کار او دارد که حق را شد مرید  ** بهر کار او ز هر کاری برید 
  • Başkaları şu birkaç gün içinde ta göç gecesine kadar çocuklar gibi oyuna dalıp giderler.
  • دیگران چون کودکان این روز چند  ** تا شب ترحال بازی می‌کنند