English    Türkçe    فارسی   

1
2627-2636

  • تا گواهی داده باشد هدیه‌‌ها ** بر محبتهای مضمر در حفا
  • Fakat bu suretle o armağanlar, gönüllerde gizli bulunan sevgilere şahadet eder.
  • ز آن که احسانهای ظاهر شاهدند ** بر محبتهای سر ای ارجمند
  • Çünkü, ey ulu kişi, zâhiri iyilikler gizli sevgilere şahittir.
  • شاهدت گه راست باشد گه دروغ ** مست گاهی از می و گاهی ز دوغ‌‌
  • Şahidin de bazen doğrucu, bazen yalancı olur. Sarhoş, bazen şaraptan olur, bazen de ayrandan!
  • دوغ خورده مستیی پیدا کند ** های و هوی و سر گرانیها کند 2630
  • Ayran içen de kendisini sarhoş gösterebilir. Gürültü eder, sarhoş görünür.
  • آن مرایی در صیام و در صلاست ** تا گمان آید که او مست ولاست‌‌
  • O murai de, kendisini muhabbet sarhoşu sansınlar diye oruçlu görünür, namaz kılar.
  • حاصل افعال برونی دیگر است ** تا نشان باشد بر آن چه مضمر است‌‌
  • Surete ait işlerden meydana gelen şey bambaşkadır. Fakat gönülde gizli olan şeye alâmettir.
  • یا رب آن تمییز ده ما را به خواست ** تا شناسیم آن نشان کژ ز راست‌‌
  • Ya Rabbi, duamızı kabul et, bize bu temyizi ver de o eğri, yalancı alâmeti,doğrusundan ayırt edelim.
  • حس را تمییز دانی چون شود ** آن که حس ینظر بنور الله بود
  • Hiç, bu temyize nasıl malik olur? Tanrı nuru ile bakar, görürse o zaman bu temyizi elde eder.
  • ور اثر نبود سبب هم مظهر است ** همچو خویشی کز محبت مخبر است‌‌ 2635
  • Eser olmasa bile sebep onu meydana çıkarır. Akrabalık gibi...Akrabalık sevgiyi bildirir.
  • نبود آن که نور حقش شد امام ** مر اثر را یا سببها را غلام‌‌
  • Fakat imam ve muktedası Tanrı nuru olan kişi, ne eserlere kul olur ne sebeplere.