English    Türkçe    فارسی   

3
1163-1172

  • شکل کرباسی نموده ماهتاب ** آن بپیموده فروشیده شتاب
  • Ay ışığını bez şekline sokup ölçer, biçer satarlardı.
  • سیم برده مشتری آگه شده ** دست از حسرت به رخها بر زده
  • Müşteri, para verip alır, sonra anlayınca eyvahlar olsun deyip hayıflanmaya, yüzüne vurmaya başlardı.
  • صد هزاران همچنین در جادوی ** بوده منشی و نبوده چون روی 1165
  • Onların, buna benzer nice sihirleri vardı ki herkes apaçık görür dururdu.
  • چون بدیشان آمد آن پیغام شاه ** کز شما شاهست اکنون چاره‌خواه
  • Onlara da “Padişah şimdi sizden bir çare aramakta.
  • از پی آنک دو درویش آمدند ** بر شه و بر قصر او موکب زدند
  • İki yoksul adam gelip padişahın köşkü önüne otağ kurdu.
  • نیست با ایشان بغیر یک عصا ** که همی‌گردد به امرش اژدها
  • Bir sopadan başka bir şeyleri yok. Fakat emirleriyle ejderha oluyor.
  • شاه و لشکر جمله بیچاره شدند ** زین دو کس جمله به افغان آمدند
  • Padişah da çaresiz kaldı, ordusu da. Bu iki kişinin elinden hepsi feryat ve figana geldi.
  • چاره‌ای می‌باید اندر ساحری ** تا بود که زین دو ساحر جان بری 1170
  • Bunları defetmek için bir çare bulun. Karşılık olarak size hesapsız hazineler bağışlayacak” diye haber gönderdi.
  • آن دو ساحر را چو این پیغام داد ** ترس و مهری در دل هر دو فتاد
  • Bu haberi duyunca iki büyücünün de gönüllerine hem korku düştü, hem sevgi.
  • عرق جنسیت چو جنبیدن گرفت ** سر به زانو بر نهادند از شگفت
  • Cinsiyet damarı atmağa başladı, ikisi de hayretlerinden başlarını dizlerine koydular.