English    Türkçe    فارسی   

3
1418-1427

  • هست معشوق آنک او یکتو بود ** مبتدا و منتهاات او بود
  • Sevgili, tek olan sevgiliye derler. Gelişin de ondandır, sonuncu gidişin de ona!
  • چون بیابی‌اش نمانی منتظر ** هم هویدا او بود هم نیز سر
  • Onu buldun mu başkasını beklemezsin gayri. Ortada görünüp duran da odur, gizli olan da o!
  • میر احوالست نه موقوف حال ** بنده‌ی آن ماه باشد ماه و سال 1420
  • O hallere sahip bir hâkimdir, mahkûm değil. Aylar, yıllar, o ay yüzlünün kuludur, kölesidir.
  • چون بگوید حال را فرمان کند ** چون بخواهد جسمها را جان کند
  • Dilerse söyler, hâle ferman eder… Dilerse hükmeder, cisimleri can haline getirir.
  • منتها نبود که موقوفست او ** منتظر بنشسته باشد حال‌جو
  • Bekleyip duran, oturup hal arayan, hal bekleyen kişi, işin sonuna varmış değildir.
  • کیمیای حال باشد دست او ** دست جنباند شود مس مست او
  • Sona varan kişinin eli, hal kimyasıdır, elini oynattı mı bakır, sarhoş bir hale gelir, altın olur.
  • گر بخواهد مرگ هم شیرین شود ** خار و نشتر نرگس و نسرین شود
  • Dilerse söyler, hale ferman eder… Dilerse, hükdiken ve neşter, nerkis ve ağustos gülü kesilir.
  • آنک او موقوف حالست آدمیست ** کو بحال افزون و گاهی در کمیست 1425
  • Hâle mahkûm olansa hal gelince derecesi artan, halsiz kalınca rütbesi eksilen bir adamdır.
  • صوفی ابن الوقت باشد در منال ** لیک صافی فارغست از وقت و حال
  • Hulâsa sofi “İbn-al vakit” tir, fakat vakitten de kurtulmuştur, halden de.
  • حالها موقوف عزم و رای او ** زنده از نفخ مسیح‌آسای او
  • Haller, onun azmine onun reyine mahkûmdur. Haller, onun Mesih’in nefesine benzeyen nefesleriyle diridir.