English    Türkçe    فارسی   

3
316-325

  • آن در اول که خوردی استخوان ** سخت گیر و حق گزار آن را ممان
  • Kemik yediğin ilk kapıya sıkı bağlan, hak gözetmeyi terk etme derler.
  • می‌گزندش تا ز ادب آنجا رود ** وز مقام اولین مفلح شود
  • Edeplensin de oraya gitsin, kurtuluşu o ilk kapıda bulsun diye onu ısırırlar.
  • می‌گزندش کای سگ طاغی برو ** با ولی نعمتت یاغی مشو
  • Isırırken şöyle derler "A azgın köpek, velinimetine isyan etme.
  • بر همان در همچو حلقه بسته باش ** پاسبان و چابک و برجسته باش
  • Halka gibi o kapıya bağlan. O kapıda bekçilik et, o kapıda çevik davran, o kapıda sıçra.
  • صورت نقض وفای ما مباش ** بی‌وفایی را مکن بیهوده فاش 320
  • Vefasızlığını apaçık gösterme, beyhude yere vefasızlığı fâş etme.
  • مر سگان را چون وفا آمد شعار ** رو سگان را ننگ و بدنامی میار
  • Köpeklerin âdeti vefakârlıktır. Yürü be, bari köpeklerin adını kötüye çıkarma."
  • بی‌وفایی چون سگان را عار بود ** بی‌وفایی چون روا داری نمود
  • Ulu Allah bile vefakârlıkla öğündü de “ Bizden gayrı ahdine kim vefa eder ki?” dedi.
  • حق تعالی فخر آورد از وفا ** گفت من اوفی بعهد غیرنا
  • Hakları reddettikten, saymadıktan sonra isteğin kadar vefakâr ol. Bil ki bu vefa, vefasızlığın ta kendisidir.
  • بی‌وفایی دان وفا با رد حق ** بر حقوق حق ندارد کس سبق
  • Çünkü hiç kimse Allah hakkından daha ziyade hak sahibi değildir ki.
  • حق مادر بعد از آن شد کان کریم ** کرد او را از جنین تو غریم 325
  • Ana hakkı bile Allah hakkından sonra gelir. Çünkü Allah, anayı senin ana karnındaki şekline borçlu etmiştir.