English    Türkçe    فارسی   

4
124-133

  • گفت ای شیدا تو ابله بوده‌ای ** ابلهی وز عاقلان نشنوده‌ای
  • Sevgili dedi ki: “A deli herif, meğerse sen budalaymışsın... Akıllılardan bir şey duymamış, işitmemişsin!
  • باد را دیدی که می‌جنبد بدان ** بادجنبانیست اینجا بادران 125
  • Rüzgârı esiyor gördün mü bil ki burada onu bir estiren, bir harekete getiren var.
  • مروحهى تصريف صنع ايزدش ** زد بر اين باد و همىجنباندش
  • Allah sanatının dilediği gibi iş görme yelpazesi, bu rüzgârlara dokunmada, onu estirip durmada!
  • جزو بادی که به حکم ما درست ** بادبیزن تا نجنبانی نجست
  • Bizim hükmümüzde olan ehemmiyetsiz ve cüz’i bir rüzgâr bile yelpazeyi sallamadıkça esmez.
  • جنبش این جزو باد ای ساده مرد ** بی‌تو و بی‌بادبیزن سر نکرد
  • A aptal adam, bu cüz’i rüzgâr bile sen ve yelpaze olmadıkça meydana gelmez.
  • جنبش باد نفس کاندر لبست ** تابع تصریف جان و قالبست
  • Dudaktaki nefes yeli de canın, bedenin emrine tabidir, onların emriyle harekete gelir.
  • گاه دم را مدح و پیغامی کنی ** گاه دم را هجو و دشنامی کنی 130
  • Gâh o nefesle birisini över, birisine haber yollarsın... Gâh birini kınar, aleyhinde bulunur, söversin!
  • پس بدان احوال دیگر بادها ** که ز جز وی کل می‌بیند نهی
  • Buna bak da öbür rüzgârların hallerini de bil... Akıllılar cüz’de küllü görürler.
  • باد را حق گه بهاری می‌کند ** در دیش زین لطف عاری می‌کند
  • Allah, rüzgârı gâh bahar rüzgârı yapar, gâh kışın onu, bu güzellikten soyar, ayırır.
  • بر گروه عاد صرصر می‌کند ** باز بر هودش معطر می‌کند
  • Ad kavmine kasırga halinde getirir, Hud Peygambere ise aynı rüzgârı güzel kokulu bir halde estirir.