English    Türkçe    فارسی   

4
1355-1364

  • هم بر آن عادت سلیمان سنی ** رفت در مسجد میان روشنی 1355
  • Yüce Süleyman, âdeti veçhile alaca karanlıkta mescide giderdi.
  • قاعده‌ی هر روز را می‌جست شاه ** که ببیند مسجد اندر نو گیاه
  • Her gün, âdeti veçhile mescitten yeniden yeniye hangi ot, hangi kök bitmiş... O padişah, bunu arar araştırırdı.
  • دل ببیند سر بدان چشم صفی ** آن حشایش که شد از عامه خفی
  • Gönül haktan gizli kalan o otları gizlice can gözüyle görür, tanır.
  • قصه‌ی صوفی کی در میان گلستان سر به زانو مراقب بود یارانش گفتند سر برآور تفرج کن بر گلستان و ریاحین و مرغان و آثار رحمةالله تعالی
  • Sofinin, gül bahçesinde başını dizine dayayıp murakabeye dalması, dostlarının başını kaldır, bahçeyi seyret... Allah rahmetinin eserleri olan çiçeklere, kuşlara bak demeleri
  • صوفیی در باغ از بهر گشاد ** صوفیانه روی بر زانو نهاد
  • Sofinin biri, bir bağda neşelenip açılmak için soficesine yüzünü dizine dayamış,
  • پس فرو رفت او به خود اندر نغول ** شد ملول از صورت خوابش فضول
  • Varlığının ta derinlerine dalmış gitmişti. Her zevekilin biri onun bu uykusundan usandı.
  • که چه خسپی آخر اندر رز نگر ** این درختان بین و آثار و خضر 1360
  • Dedi ki: Ne uyuyorsun ya hu? Bir başını kaldır da üzüm çubuğuna, şu ağaçlara, “Allah’ın rahmet eserlerine, yeşilliğe bak!
  • امر حق بشنو که گفتست انظروا ** سوی این آثار رحمت آر رو
  • Allah emrini dinle... Allah “Allah’ın rahmet eserlerine bakın” dedi... Yüzünü şu rahmet eserlerine çevir, seyret!
  • گفت آثارش دلست ای بوالهوس ** آن برون آثار آثارست و بس
  • Sofi dedi ki: A heveskâr kişi, Allah eserleri gönüldür... Dışarıdakilerse ancak ve ancak Allah eserlerinin eserleridir.
  • باغها و سبزه‌ها در عین جان ** بر برون عکسش چو در آب روان
  • Bağlar, bahçeler, yeşillikler, gönüldedir... Dışarıdakiyse akarsuya vuran akislere benzer.
  • آن خیال باغ باشد اندر آب ** که کند از لطف آب آن اضطراب
  • O görünen bağ, suya akseden hayalî bir bağdır... Suyun letafeti yüzünden oynar durur!