English    Türkçe    فارسی   

6
3949-3958

  • گاه در وی ریزد آب و گه نمک  ** از تنور و آتشش سازد محک 
  • Gah su döker, gah tuz eker. Gah tandıra yayar, ateşle onu mehenge vurur.
  • این چنین پیچند مطلوب و طلوب  ** اندرین لعبند مغلوب و غلوب  3950
  • İstekli ve istenen, bu çeşit dürülüp bükülür, Alt olan ve üst gelen, bu oyundadır işte.
  • این لعب تنها نه شو را با زنست  ** هر عشیق و عاشقی را این فنست 
  • Bu oyun yalnız kocayla karı arasında olmaz. Her aşıkla her sevgili de bu oyunu oynar.
  • از قدیم و حادث و عین و عرض  ** پیچشی چون ویس و رامین مفترض 
  • Evveli olmayanla sonradan olanın, varlıkla var olup suret kabul edenin Vise ve Ramin gibi bükülüp ezilmesi farzdır.
  • لیک لعب هر یکی رنگی دگر  ** پیچش هر یک ز فرهنگی دگر 
  • Fakat her birinin oyunu başka bir çeşittir. Her birinin ezilip büzülmesi başka bir hünerdendir.
  • شوی و زن را گفته شد بهر مثال  ** که مکن ای شوی زن را بد گسیل 
  • Kocayla karıyı ey koca karını kötü tutma, hoş tut demek için örnek olarak söyledim.
  • آن شب گردک نه ینگا دست او  ** خوش امانت داد اندر دست تو  3955
  • Gerdek gecesi yenge onun elini tutup hoş bir emanet olarak senin eline vermedi mi?
  • کانچ با او تو کنی ای معتمد  ** از بد و نیکی خدا با تو کند 
  • Ey güvenilir kişi sen iyi kötü ne yaparsan Tanrı da sana onu yapar.
  • حاصل این‌جا این فقیه از بی‌خودی  ** نه عفیفی ماندش و نه زاهدی 
  • Hasılı, o hoca ayakyolunda sarhoşluktan halayığa saldırdı. Ne namusu kaldı, ne zahitliği!
  • آن فقیه افتاد بر آن حورزاد  ** آتش او اندر آن پنبه فتاد 
  • O huriden doğmuş güzelin üstüne atıldı. Ateşi o pamuğa düştü.