English    Türkçe    فارسی   

6
4145-4154

  • جمله می‌گویند اندر چین به جد  ** بهر شاه خویشتن که لم یلد  4145
  • Çin ülkesinde herkes inanarak ve kuvvetle padişahımız, anadan doğmamıştır;
  • شاه ما خود هیچ فرزندی نزاد  ** بلک سوی خویش زن را ره نداد 
  • Onun hiçbir oğlu yoktur. Hatta bir kadını bile kendisine yaklaştırmamıştır der.
  • هر که از شاهان ازین نوعش بگفت  ** گردنش با تیغ بران کرد جفت 
  • Padişahlar hakkında oğlu, kızı vardır diyen, boynunu keskin kılıca eş etmiştir.
  • شاه گوید چونک گفتی این مقال  ** یا بکن ثابت که دارم من عیال 
  • Padişahsa madem ki der; bu sözü söyledin, karım olduğunu ispat et;
  • مر مرا دختر اگر ثابت کنی  ** یافتی از تیغ تیزم آمنی 
  • Kızım olduğunu ispat ettin mi keskin kılıcımdan emin olursun.
  • ورنه بی شک  من  ببرم حلق تو ** بر کشم از صوفی جان دلق تو 4150
  • Yahut da şüphe etme ki senin boynunu keserim. Canından hırkanı çeker çıkarırım!
  • سر نخواهی برد هیچ از تیغ تو ** ای بگفته لاف کذب آمیغ تو
  • بنگر ای از جهل گفته ناحقی  ** پر ز سرهای بریده خندقی 
  • Ey bilgisizlikten batıl sözler söyleyip duran! Kesik başlarla dolu olan hendeği gör.
  • خندقی از قعر خندق تا گلو  ** پر ز سرهای بریده زین غلو 
  • Bu gürültü yüzünden dibinden ta ağzına kadar kesik başlarla doludur bu hendek.
  • جمله اندر کار این دعوی شدند  ** گردن خود را بدین دعوی زدند 
  • Bu başların sahipleri hep bu işe giriştiler; bu dava yüzünden başlarını verdiler.