English    Türkçe    فارسی   

6
4186-4195

  • کودک حلواییی بگریست زار  ** توخته شد وام آن شیخ کبار 
  • Helvacı çocuk, zarı, zarı ağladı da o ulular Şeyhinin borcunu ödediler.
  • گفته شد آن داستان معنوی  ** پیش ازین اندر خلال مثنوی 
  • Bu manevi hikaye, bundan önce “Mesnevi” içinde söylendi.
  • در دلت خوف افکند از موضعی  ** تا نباشد غیر آنت مطمعی 
  • Ondan başka bir yerden tamah etmeyesin diye bir yerden gönlüne bir korkudur düşer.
  • در طمع فایده‌ی دیگر نهد  ** وآن مرادت از کسی دیگر دهد 
  • Fakat bu tamaha bir başka fayda verir; o muradın başka bir kimseden meydana gelir.
  • ای طمع در بسته در یک جای سخت  ** که آیدم میوه از آن عالی‌درخت  4190
  • Ey bir yere sıkıca bağlanan, maksadını oradan uman, o yüce ağaçtan meyve elde edeyim diyen!
  • آن طمع زان جا نخواهد شد وفا  ** بل ز جای دیگر آید آن عطا 
  • O maksadın, oradan olmaz da Tanrı onu başka bir yerden verir.
  • آن طمع را پس چرا در تو نهاد  ** چون نخواستت زان طرف آن چیز داد 
  • Peki… O şeyi sana umduğun taraftan vermeyecekti de neden o tamahı sana verdi?
  • از برای حکمتی و صنعتی  ** نیز تا باشد دلت در حیرتی 
  • Gönlüne bir hayret gelsin diye; bir hikmet bir kudret göstermek için.
  • تا دلت حیران بود ای مستفید  ** که مرادم از کجا خواهد رسد 
  • Ey fayda dileyen! Muradım acaba nereden meydana gelecek diye gönlün hayran olsun diye.
  • تا بدانی عجز خویش و جهل خویش  ** تا شود ایقان تو در غیب بیش  4195
  • Bu suretle kendi aczini, bilgisizliğini bilirsin de gayba olan inanın büsbütün fazlalaşır.