English    Türkçe    فارسی   

1
586-595

  • گوش ما هوش است چون گویا تویی ** خشک ما بحر است چون دریا تویی‌‌
  • Söyleyen, sen olunca kulağımız, tamam akıldan ibarettir. Mademki deniz sensin, kurumuz da denizdir!
  • با تو ما را خاک بهتر از فلک ** ای سماک از تو منور تا سمک‌‌
  • Ey (sekizinci gökteki) Simak burcundan (denizin dibindeki) balığa kadar her şey, kendisinden nurlanmış olan! Seninle olunca yer, bize gökten daha iyidir.
  • بی‌‌تو ما را بر فلک تاریکی است ** با تو ای ماه این فلک باری کی است‌‌
  • Sensiz, biz göğün tâ üstünde bile karanlık içindeyiz. Ey ay! Gayrı bu felek, nedir ki seninle mukayese edilebilsin?
  • صورت رفعت بود افلاک را ** معنی رفعت روان پاک را
  • Göklerin sûreta yüksekliği var. Mana yüzünden yükseklik, temiz ruhundur.
  • صورت رفعت برای جسمهاست ** جسمها در پیش معنی اسمهاست‌‌ 590
  • Sûreta yükseklik, cisimlerindir, fakat mana huzurunda cisimler, isimlerden ibarettir.
  • جواب گفتن وزیر که خلوت را نمی‌‌شکنم
  • Vezirin “Halveti terk etmem" diye cevap vermesi
  • گفت حجتهای خود کوته کنید ** پند را در جان و در دل ره کنید
  • Vezir dedi ki: “Delillerinizi kısa kesiniz; nasihatimi, can ve gönülden dinleyiniz.
  • گر امینم متهم نبود امین ** گر بگویم آسمان را من زمین‌‌
  • Emin isem, emin adam ittiham edilmez göğe yer desem bile!
  • گر کمالم با کمال انکار چیست ** ور نیم این زحمت و آزار چیست‌‌
  • Eğer ben mahzı kemâl isem kemâli inkâr nedir? Değilsem bu zahmet, bu eziyet ne oluyor?
  • من نخواهم شد از این خلوت برون ** ز آن که مشغولم به احوال درون‌‌
  • Ben bu halvetten çıkmayacağım çünkü kalp ahvali ile meşgulüm.”
  • اعتراض مریدان در خلوت وزیر
  • Müritlerin vezire yalvarması
  • جمله گفتند ای وزیر انکار نیست ** گفت ما چون گفتن اغیار نیست‌‌ 595
  • Hepsi birden dediler ki: “Ey vezir, inkâr etmiyoruz, bizim sözümüz ağyarın sözü gibi değildir.