English    Türkçe    فارسی   

2
2142-2151

  • مصطفی آمد عیادت سوی او ** چون همه لطف و کرم بد خوی او
  • Mustafa halini, hatırını sormaya geldi. Çünkü Peygamber’in huyu tamamıyla lütuf ve keremden ibaretti.
  • در عیادت رفتن تو فایده است ** فایده آن باز با تو عایده است‏
  • Hastanın halini, hatırını sormaya gitmekte fayda vardır. Faydası da gene sanadır.
  • فایده اول که آن شخص علیل ** بوک قطبی باشد و شاه جلیل‏
  • Birinci faydası şudur; O hasta adam, bir kutup, bir ulu şah olabilir.
  • ور نباشد قطب یار ره بود ** شه نباشد فارس اسپه بود 2145
  • Mademki inatçı adam, gönlünün iki gözü de yok, odunu ödağacından ayırt edemezsin.
  • پس صله یاران ره لازم شمار ** هر که باشد گر پیاده گر سوار
  • Âlemde hazineler var. Beyhude üzülme, yorulma. Yalnız hiçbir viraneyi de definesiz bilme.
  • ور عدو باشد همین احسان نکوست ** که به احسان بس عدو گشته است دوست‏
  • Her dervişe ne olur, ne olmaz diye mülâzemette bulunadır, bir nişane buldun mu da artık onun etrafında adamakıllı dön, dolaş!
  • ور نگردد دوست کینش کم شود ** ز آن که احسان کینه را مرهم شود
  • Mademki sende o can gözü yok, her vücutta define var san!
  • بس فواید هست غیر این و لیک ** از درازی خایفم ای یار نیک‏
  • Kutup olmasa bile belki bir yol dostudur, padişah değilse bile bir atlı askerdir.
  • حاصل این آمد که یار جمع باش ** هم چو بتگر از حجر یاری تراش‏ 2150
  • Kim olursa olsun, ister yaya, ister atlı, yol dostlarıyla buluşmayı, onların halini sormayı, hatırlarını ele almayı lâzım bil.
  • ز آن که انبوهی و جمع کاروان ** ره زنان را بشکند پشت و سنان‏
  • Hatta o adam, düşman bile olsa yine ihsan iyidir. Çünkü ihsan yüzünden düşman bile adama dost olur.