English    Türkçe    فارسی   

2
2814-2823

  • چون که اندر قعر جو باشد سرت ** کی به رنگ آب افتد منظرت‏
  • Başın ırmağın dibinde oldukça renge bakabilir misin?
  • ور به رنگ آب باز آیی ز قعر ** پس پلاسی بستدی دادی تو شعر 2815
  • Suyun rengine bakmak için dipten çıktın mı? Güzel bir halıyı bırakmış, köhne bir kilimi almış olursun.
  • طاعت عامه گناه خاصگان ** وصلت عامه حجاب خاص دان‏
  • Avamın ibadeti, havasın günahıdır. Avamın vuslatı bil ki havasın hicabıdır.
  • مر وزیری را کند شه محتسب ** شه عدوی او بود نبود محب‏
  • Padişah bir veziri muhtesip yapsa, onun dostu değildir, düşmanıdır.
  • هم گناهی کرده باشد آن وزیر ** بی‏سبب نبود تغیر ناگزیر
  • Mamafih o vezir belki suç işlemiştir. Böyle birden bire muameleyi değiştirmek elbette sebepsiz olamaz.
  • آن که ز اول محتسب بد خود و را ** بخت و روزی آن بده ست از ابتدا
  • Çünkü önce muhtesip olan kişiye baht ve devlet nasip olmuş demektir.
  • لیک آن کاول وزیر شه بده ست ** محتسب کردن سبب فعل بد است‏ 2820
  • Fakat önceden padişaha vezir olanı, sonra muhtesip yapmak kötü bir iş yaptığından olabilir.
  • چون ترا شه ز آستانه پیش خواند ** باز سوی آستانه باز راند
  • Fakat padişah, seni eşikten huzuruna çağırmış, sonra tekrar eşiğe sürmüşse,
  • تو یقین می‏دان که جرمی کرده‏ای ** جبر را از جهل پیش آورده‏ای‏
  • Şüphe etmeksizin bil ki bir suç ettin. Bilgisizlikle cebre yapışır.
  • که مرا روزی و قسمت این بده ست ** پس چرا دی بودت آن دولت به دست‏
  • Kısmetim buymuş dersen neden önce o devlet kısmetin olmuştu?