English    Türkçe    فارسی   

2
556-565

  • صد تدارک بود چون حاضر بدند ** این زمان هر یک به اقلیمی شدند
  • Onlar o vakit buradaydılar. Yüz türlü çare bulunurdu. Hâlbuki şimdi her birisi bir tarafa gitti!
  • من که را گیرم که را قاضی برم ** این قضا خود از تو آمد بر سرم‏
  • Kimi tutayım? Kime gideyim? Bu işi başıma sen açtın, seni kadıya götüreyim de gör!
  • چون نیایی و نگویی ای غریب ** پیش آمد این چنین ظلمی مهیب‏
  • Niçin gelip de “Ey garip, böyle bir korkunç zulme uğradın” diye haber vermedin”
  • گفت و الله آمدم من بارها ** تا ترا واقف کنم زین کارها
  • Hizmetçi “ Vallahi kaç kere geldim, sana bu işleri anlatmak istedim.
  • تو همی‏گفتی که خر رفت ای پسر ** از همه گویندگان با ذوق‏تر 560
  • Fakat sen de “ Oğul, eşek gitti” deyip duruyordun. Hatta bu nağmeyi hepsinden daha zevkli söylemekteydin.
  • باز می‏گشتم که او خود واقف است ** زین قضا راضی است مردی عارف است‏
  • Ben de “ O da biliyor, bu işe razı, ârif bir adam” deyip geri döndüm” dedi.
  • گفت آن را جمله می‏گفتند خوش ** مر مرا هم ذوق آمد گفتنش‏
  • Sofi “Onların hepsi hoş, hoş söylüyorlardı, ben de onların sözünden zevke geldim.
  • مر مرا تقلیدشان بر باد داد ** که دو صد لعنت بر آن تقلید باد
  • Onları taklit ettim, bu taklit beni ele verdi. O taklide iki yüz kere lânet olsun!
  • خاصه تقلید چنین بی‏حاصلان ** خشم ابراهیم با بر آفلان‏
  • Hele böyle ekmek için yüzsuyu döken saçma adamları taklide!
  • عکس ذوق آن جماعت می‏زدی ** وین دلم ز آن عکس ذوقی می‏شدی‏ 565
  • Onların zevki bana da aksediyor, bu akis yüzünden gönlüm zevkleniyordu” dedi.