English    Türkçe    فارسی   

3
1697-1706

  • ای بسا قاضی حبر نیک‌خو ** از گلو و رشوتی او زردرو
  • Nice bilgili ve iyi huylu kadı vardır ki boğazının yüzünden rüşvet almış, utanıp yüzü sararmıştır.
  • بلک در هاروت و ماروت آن شراب ** از عروج چرخشان شد سد باب
  • Hattâ Harut’la Marut bile o şarabı tatmışlardır da o şarap, onların göğe çıkmalarına mâni olmuştur.
  • با یزید از بهر این کرد احتراز ** دید در خود کاهلی اندر نماز
  • Bayezid, bu yüzden çekindi, işte. Kendisinde namaz kılma hususunda bir tembellik gördü.
  • از سبب اندیشه کرد آن ذو لباب ** دید علت خوردن بسیار از آب 1700
  • O çok akıllı şeyh, sebebini düşündü, fazla su içmesinde buldu.
  • گفت تا سالی نخواهم خورد آب ** آنچنان کرد و خدایش داد تاب
  • “Tam bir yıl su içmeyeceğim” dedi. Dediğini de yaptı, Allah sabır ve tahammülünü verdi.
  • این کمینه جهد او بد بهر دین ** گشت او سلطان و قطب العارفین
  • Onun bu pek ehemmiyetsiz mücahedesi, din içindi, bu yüzden de sultan oldu, arifler kutbu oldu.
  • چون بریده شد برای حلق دست ** مرد زاهد را در شکوی ببست
  • Şeyhin de eli boğazı yüzünden kesildi ve o zahit adamın şikâyet kapısı bağlandı.
  • شیخ اقطع گشت نامش پیش خلق ** کرد معروفش بدین آفات حلق
  • Adı halk arasında “Şeyh-i Akta’- eli kesik şeyh-” kaldı, halk onu bu adla tanıdı.
  • کرامات شیخ اقطع و زنبیل بافتن او بدو دست
  • Şeyh-i Akta’ın kerameti ve iki elle zembil örmesi
  • در عریش او را یکی زایر بیافت ** کو بهر دو دست می زنبیل بافت 1705
  • Onu birisi ottan, çöpten yapılmış bir gölgelikte ziyaret etti. İki elle zembil örmekte olduğunu gördü.
  • گفت او را ای عدو جان خویش ** در عریشم آمده سر کرده پیش
  • Şeyh ona “Ey canının düşmanı, neden böyle küstahlık edip yanıma geldin?