English    Türkçe    فارسی   

3
2005-2014

  • هر درختی شاخ بر سدره زده ** سدره چه بود از خلا بیرون شده 2005
  • Dallar ta Sidre’ye kadar yükselmiş… hatta Sidre de ne oluyor? Halâ’yı bile aşmıştı.
  • بیخ هر یک رفته در قعر زمین ** زیرتر از گاو و ماهی بد یقین
  • Kökleri, yerin dibine kadar girmiş, yayılmış, öküzle balığı bile geçmişti.
  • بیخشان از شاخ خندان‌روی‌تر ** عقل از آن اشکالشان زیر و زبر
  • Kökleri, dallarından daha taze, daha lâtifti. Bunları seyredenin aklı, hayretlere düşüyor, altüst oluyordu.
  • میوه‌ای که بر شکافیدی ز زور ** همچو آب از میوه جستی برق نور
  • Olgunluktan yarılan meyvelerinden su gibi nur şimşekleri fışkırtmaktaydı!
  • مخفی بودن آن درختان ازچشم خلق
  • Bu ağaçların halkın gözünden gizli kalması
  • این عجب‌تر که بریشان می‌گذشت ** صد هزاران خلق از صحرا و دشت
  • Asıl şaşılacak şeye gelince: O ovalardan, o çöllerden yüz binlerce adam geçiyor,
  • ز آرزوی سایه جان می‌باختند ** از گلیمی سایه‌بان می‌ساختند 2010
  • Gölgelik için can veriyorlar, başlarını kilimlerle örtüyorlardı da,
  • سایه‌ی آن را نمی‌دیدند هیچ ** صد تفو بر دیده‌های پیچ پیچ
  • Onların gölgesini bile görmüyorlardı. İyi görmeyen çakmaklaşmış gözlere yüzlerce kere tuuh!
  • ختم کرده قهر حق بر دیده‌ها ** که نبیند ماه را بیند سها
  • Allah’ın kahrı, gözleri bağlanmış yoksa… Gözleri bağlı adam, ayı görmez de Sühayı görür!
  • ذره‌ای را بیند و خورشید نه ** لیک از لطف و کرم نومید نه
  • Güneşi görmez de zerreyi görür. Fakat yine de Allah’ın lütfundan, kereminden ümit kesilmez ya!
  • کاروانها بی نوا وین میوه‌ها ** پخته می‌ریزد چه سحرست ای خدا
  • Kervanlar aç susuz ağaçların altına dökülen bu olgun meyveleri görüyorlar. Yarabbi, bu ne sihir?