English    Türkçe    فارسی   

3
3205-3214

  • جزو او بی او برای او بگفت ** جزو جزوت گفت دارد در نهفت 3205
  • Meryem’in cüz’ü olan İsa, Meryem’in diliyle değil, kendi diliyle onun yerine söz söyledi. Senin cüz’ünün cüz’ü de gizlice söz söyler durur.
  • دست و پا شاهد شوندت ای رهی ** منکری را چند دست و پا نهی
  • A kişi, elin, ayağın sana şahit olur. Niceye bir münkirliğe el sunacak, ayak atacaksın?
  • ور نباشی مستحق شرح و گفت ** ناطقه‌ی ناطق ترا دید و بخفت
  • Anlatılanı anlamaya, söyleneni dinlemeye liyakatin yoksa söz söyleyenin söyleme kabiliyeti seni görür anlar… Yatar, uyur!
  • هر چه رویید از پی محتاج رست ** تا بیابد طالبی چیزی که جست
  • Arayan, aradığını bulsun diye yerden ne biterse ihtiyaç sahibi için biter
  • حق تعالی گر سماوات آفرید ** از برای دفع حاجات آفرید
  • Allah, gökleri yarattıysa ihtiyaçları gidersin diye yarattı.
  • هر کجا دردی دوا آنجا رود ** هر کجا فقری نوا آنجا رود 3210
  • Nerede dert varsa deva oraya gider, nerde yoksulluk varsa nimet oraya varır.
  • هر کجا مشکل جواب آنجا رود ** هر کجا کشتیست آب آنجا رود
  • Müşkül neredeyse cevap oradadır, gemi neredeyse su orada!
  • آب کم جو تشنگی آور بدست ** تا بجوشد آب از بالا و پست
  • Suyu az ara, susuzluğu elde et de sular yukardan da coşsun, aşağıdan da fışkırsın!
  • تا نزاید طفلک نازک گلو ** کی روان گردد ز پستان شیر او
  • Boğazcağızı nazik yavrucak doğmasaydı onu besleyecek süt nasıl olur da memeden akardı?
  • رو بدین بالا و پستیها بدو ** تا شوی تشنه و حرارت را گرو
  • Yürü, bu inişlerde, bu yokuşlarda koş da susa hararetlen!