English    Türkçe    فارسی   

3
3344-3353

  • صاحب خانه بخواهد مرد رفت ** روز فردا نک رسیدت لوت زفت
  • Yarın, adam ölünce sana epeyce yemek düşecek.
  • پاره‌های نان و لالنگ و طعام ** در میان کوی یابد خاص و عام 3345
  • Köyde halk da, ileri gelenler de kurban etleri, lalangalar, yemekler yiyecekler.
  • گاو قربانی و نانهای تنک ** بر سگان و سایلان ریزد سبک
  • Yoksullara, köpeklere bir hayli öküz eti, koca koca ekmekler dağıtılacak.
  • مرگ اسپ و استر و مرگ غلام ** بد قضا گردان این مغرور خام
  • Atın, eşeğin, kölenin ölümü, bu ham mağrura gelecek kazayı defedecekti.
  • از زیان مال و درد آن گریخت ** مال افزون کرد و خون خویش ریخت
  • Fakat o, malının ziyan olmasından ve bu yüzden derde düşmesinden kaçtı, malını çoğalttı… Çoğalttı ama kendi kanına girdi!
  • این ریاضتهای درویشان چراست ** کان بلا بر تن بقای جانهاست
  • Dervişlerin bu riyazatları neden? Çünkü cisme verilen o eziyetler, canların bakasına sebep olur.
  • تا بقای خود نیابد سالکی ** چون کند تن را سقیم و هالکی 3350
  • Salik, ebediliğe erişmese nasıl olur da tenini hastalıklara uğratır, helâk eder?
  • دست کی جنبد به ایثار و عمل ** تا نبیند داده را جانش بدل
  • Ruhu, karşılığında elde edeceği şeyleri görmese insan, elini açar da cömertlik eder, ibadette bulunur mu?
  • آنک بدهد بی امید سودها ** آن خدایست آن خدایست آن خدا
  • Kâr ummaksızın veren ancak Allah’tır, Allah’tır, Allah!
  • یا ولی حق که خوی حق گرفت ** نور گشت و تابش مطلق گرفت
  • Yahut da Allah huylarıyla huylanmış olan, nur olan, Allah parıltısını elde eden Allah velisi.