English    Türkçe    فارسی   

3
929-938

  • سالها دفع بلاها کرده‌ایم ** وهم حیران زانچ ماها کرده‌ایم
  • Fakat yılardır nice belâlar defettik. Yaptıklarımıza vehim bile hayran olmakta.
  • فوت شد از ما و حملش شد پدید ** نطفه‌اش جست و رحم اندر خزید 930
  • Bu sefer tedbirimiz, hiçe çıktı. O Peygamber’in anası gebe kaldı, o, ana rahmine düştü.
  • لیک استغفار این روز ولاد ** ما نگه داریم ای شاه و قباد
  • Düştü ama padişahım, suçumuzu, affettirmek için biz de doğum gününe dikkat ederiz.
  • روز میلادش رصد بندیم ما ** تا نگردد فوت و نجهد این قضا
  • Bu fırsatı da kaçırmamak, kaza ve kaderin zuhuruna mâni olmak için doğacağı günü hesaplayacak, gözleyeceğiz.
  • گر نداریم این نگه ما را بکش ** ای غلام رای تو افکار و هش
  • Ey akıllarla fikirler, reyinin kulu, kölesi olan padişah, bunu da yapamazsak bizi öldür” derler.
  • تا بنه مه می‌شمرد او روز روز ** تا نپرد تیر حکم خصم‌دوز
  • Firavun, düşmanları vurup öldüren takdir oku, yayından fırlamasın diye günden güne dokuz ayı sayıp duruyordu.
  • بر قضا هر کو شبیخون آورد ** سرنگون آید ز خون خود خورد 935
  • Takdirle savaşa girişen, takdire baskın yapmaya kalkışan, baş aşağı gelir, kendi kanına bulanır.
  • چون زمین با آسمان خصمی کند ** شوره گردد سر ز مرگی بر زند
  • Yer, göğe düşmanlığa kalkışırsa çoraklaşır, ölü haline girer.
  • نقش با نقاش پنجه می‌زند ** سبلتان و ریش خود بر می‌کند
  • Resim, ressamına pençe vurmaya kalkarsa kendi saçını sakalını yolmuş olur!
  • خواندن فرعون زنان نوزاده را سوی میدان هم جهت مکر
  • Firavunun hileye girişerek yeni doğuran kadınları meydana çağırması
  • بعد نه مه شه برون آورد تخت ** سوی میدان و منادی کرد سخت
  • Dokuz ay sonra padişah, yine tahtını meydana kurdurup tellâllar çağırttı.