English    Türkçe    فارسی   

4
3481-3490

  • پیش چشم نقش می‌آری ادب ** کو چرا پاسم نمی‌دارد عجب
  • Onun huzurunda terbiyeni takınırsın... fakat onun hiç aldırış etmediğini görünce neden bana riayet etmiyor ki diye hayretlere düşersin.
  • از چه پس بی‌پاسخست این نقش نیک ** که نمی‌گوید سلامم را علیک
  • Neden bu güzel resim, sorularına cevap vermiyor... neden verdiğim selâmı almıyor?
  • می‌نجنباند سر و سبلت ز جود ** پاس آنک کردمش من صد سجود
  • Ben, ona yüzlerce secde ettiğim halde neden o, bir lûtfedip başını, sakalını oynatmıyor dersin?
  • حق اگر چه سر نجنباند برون ** پاس آن ذوقی دهد در اندرون
  • Tanrı da dış âlemde görünmez, baş oynatmaz ama buna karşılık içine öyle bir zevk verir ki,
  • که دو صد جنبیدن سر ارزد آن ** سر چنین جنباند آخر عقل و جان 3485
  • O zevk, iki yüz baş sallamaya değer... işte akıl ve can böyle baş sallar!
  • عقل را خدمت کنی در اجتهاد ** پاس عقل آنست که افزاید رشاد
  • Çalışıp çabalar akla hizmet edersen aklın sana yapacağı şey şudur: Seni doğru yola ulaştırır; bu yola ulaşma vesilelerini arttırır.
  • حق نجنباند به ظاهر سر ترا ** لیک سازد بر سران سرور ترا
  • Tanrı sana açıkça baş sallamaz ama seni başlara başbuğ yapar!
  • مر ترا چیزی دهد یزدان نهان ** که سجود تو کنند اهل جهان
  • Tanrı, sana gizlice öyle bir şey verir ki bütün dünyadakiler sana secde ederler.
  • آنچنان که داد سنگی را هنر ** تا عزیز خلق شد یعنی که زر
  • Nitekim bir taşa da değer verdi mi o taş, yani altın, halka göre yüce olur.
  • قطره‌ی آبی بیابد لطف حق ** گوهری گردد برد از زر سبق 3490
  • Bir katra su, tanrı lûtfuna nail olur da inci kesilir, altını bile geçer.