English    Türkçe    فارسی   

5
1988-1997

  • مر شما را دادم آن زر و گهر  ** من از آن زرها نخواهم جز خبر 
  • O altınları mücevherleri de size bağışladım. Yalnız neler çıktığını bana haber verin, o kadar dedi.
  • این همی‌گفت و دل او می‌طپید  ** از برای آن ایاز بی ندید 
  • Dedi ama eşi olmayan Eyaz için de içi titremekteydi.
  • که منم کین بر زبانم می‌رود  ** این جفاگر بشنود او چون شود  1990
  • Bunları ben mi söylüyorum? Bu sözleri duysa ne hale gelir? Diyordu.
  • باز می‌گوید به حق دین او  ** که ازین افزون بود تمکین او 
  • Sonra da diyordu ki: Dini hakki için onun temkini bundan da artıktır.
  • کی به قذف زشت من طیره شود  ** وز غرض وز سر من غافل بود 
  • Benim sitemime kızmaz, benim sözümden alınmaz, maksadımı sırrımı anlar.
  • مبتلی چون دید تاویلات رنج  ** برد بیند کی شود او مات رنج 
  • Bir belaya uğrayan, o dertten perişan olmaz, bir çok tevillerde bulunur.
  • صاحب تاویل ایاز صابرست  ** کو به بحر عاقبتها ناظرست 
  • Eyaz’da sabırlıdır, tevillerde bulunur. O işin sonuna bakar.
  • هم‌چو یوسف خواب این زندانیان  ** هست تعبیرش به پیش او عیان  1995
  • Yusuf gibi, bu zindandakilerin rüyalarını tabir eder, tabiri onca aşikardır.
  • خواب خود را چون نداند مرد خیر  ** کو بود واقف ز سر خواب غیر 
  • Rüyasını yoramayan başkasının Rüyasını nasıl yorabilir?
  • گر زنم صد تیغ او را ز امتحان  ** کم نگردد وصلت آن مهربان 
  • Ben onu sınasam, Sınama yüzünden ona yüzlerce kılıç vursam yine o merhametli sevgilinin sevgisi eksilmez.