English    Türkçe    فارسی   

5
226-235

  • جان سفر رفت و بددن اندر قیام ** وقت رجعت زین سبب گوید سلام
  • Can sefere gitti beden kıyamda. Bu yüzden namaz bitince selam verilir işte.
  • از تیمم وا رهاند جمله را ** وز تحری طالبان قبله را
  • Herkesi teyemmüm kurtarır, kıble arayanları aramaktan vaz geçirir, kıbleyi gösterir.
  • این مثل چون واسطه‌ست اندر کلام  ** واسطه شرطست بهر فهم عام 
  • Bu misal getirme söz arasında bir vasıtadır. Herkesin anlaması için vasıta şarttır.
  • اندر آتش کی رود بی‌واسطه  ** جز سمندر کو رهید از رابطه 
  • Bir delile bağlanmadan kurtulmuş olan semenderden başka kim, vasıtasız ateşe girebilir?
  • واسطه‌ی حمام باید مر ترا  ** تا ز آتش خوش کنی تو طبع را  230
  • Tabiatını ateşle hoş bir hale getirmen için vasıtan hamamdır.
  • چون نتانی شد در آتش چون خلیل  ** گشت حمامت رسول آبت دلیل 
  • Halil gibi ateşe giremeyeceğinden hamam sana elçi oldu, su da delil.
  • سیری از حقست لیک اهل طبع  ** کی رسد بی‌واسطه‌ی نان در شبع 
  • Doymak Allahdandır ama tabiat ehli, ekmeksiz nasıl olur da doyar?
  • لطف از حقست لیکن اهل تن  ** درنیابد لطف بی‌پرده‌ی چمن 
  • Lütuf Allahdandır ama ten ehli, çayırlık çimenlik perdesi olmaksızın o lütfu bulamaz.
  • چون نماند واسطه‌ی تن بی‌حجاب  ** هم‌چو موسی نور مه یابد ز جیب 
  • Fakat perdesiz bir halde ten vasıtası kalmayınca insan, Musa gibi ayın nurunu yeninden yakasından görür, bulur.
  • این هنرها آب را هم شاهدست  ** که اندرونش پر ز لطف ایزدست  235
  • Bu hünerler de, suyun gönlünün Allah lütfu ile dopdolu olduğuna tanıktır.
  • گواهی فعل و قول بیرونی بر ضمیر و نور اندرونی 
  • Dışarıdan görünen iş ve sözün içe ve içteki nura tanıklığı